Hükümetin IMF ile balayı havasında sürdürdüğü ilişkiler bozuluyor mu?
IMF Türkiye Temsilcisi Bredenkamp'ın VATAN'a yaptığı açıklamalar bir "tatsızlık" döneminin sinyalini veriyor.
Mesajın Türkçesi şudur: "10 milyar dolarlık kredi içeren 3 yıllık yeni anlaşma, teşviklerle ilgili karar düzeltilmeden imzalanmaz.."
İktidar geçen yılın sonunda IMF ile yeni bir anlaşma yapılmasını önemsemişti. Çünkü AB zirvesinden istenmeyen bir karar çıkarsa bunun doğuracağı zararı ancak böyle bir anlaşma göğüsleyebilirdi.
AB'den müzakere tarihi alınması IMF ile yapılması öngörülen anlaşmayı "olmasa da olur" durumuna mı düşürdü şimdi?
Çünkü hükümet IMF ile mutabakat halinde hazırladığı bütçeyi meclisten geçirmiş, fakat sonra ek yükler getirecek teşvik ve destekleme politikalarına yönelmiştir. (Çiftçilere mazot ve gübre desteği.. Yatırım teşviklerini 36 ilden 49 ile çıkarmak gibi..)
Bütçeye 1,5 katrilyon lira ek yük getirecek bu hazırlıktan IMF haberdar edilmemiştir. IMF Türkiye Temsilcisi Bredenkamp "Hükümetin teşvik ve diğer desteklerle ilgili kararını kamuoyu gibi televizyondan öğreniyoruz. Bunun doğru olduğunu düşünmüyorum" derken haklıdır.
Ekonomideki iyiye gidişin yarattığı fırsatları her iktidar oy getirecek politikalar için değerlendirmek ister. Ama bunun vakti geldi, şartları oluştu mu?
Kaldı ki hükümetin sosyal içeriği olan ekonomik politikalar üretmesine IMF engel değildir. IMF "Bu maliyeti göze alıyorsan mali karşılığını bul, öyle yap" diyor.
IMF'nin önerdiği politikalara sadık kalmak, AKP iktidarının doğru tercihlerinden biri olmuştur. Tatsızlığın devamında ülkenin de, iktidarın da menfaati yoktur.
Uzlaşma aranmalı ve ekonomiye 3 yıllık sigorta sağlayacak yeni anlaşma mutlaka imzalanmalıdır.
Pahalı bir çözüm..
Mecliste, seçilme engeli teşkil eden suçlardan sanık durumunda çok sayıda milletvekili var.
Fakat iktidar partisi bu dosyaları sürekli dönem sonuna erteliyor ve suçlananları mahkemelerden kaçırıyor.
Haklarında dosya olan CHP milletvekilleri "Adil yargılanma hakkımızı talep ediyoruz, dokunulmazlığımızı kaldırın" dedikleri halde iktidar çoğunluğu, kendileri için utandırıcı bir örnek olur kaygısı ile bu hakkı bile vermiyor.
Ne olacak? Yolsuzluklarla mücadelenin engeli olan dokunulmazlık zırhını delemeyecek miyiz?
Bir ümit belirmiştir.
CHP milletvekili Atilla Kart, yargılanma hakkını çiğneyen meclis kararına karşı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurdu.
Türkiye'yi bu rezaletten büyük ihtimalle AİHM kurtaracaktır.
Rezaleti bütün dünyanın öğrenmesi ile doğacak imaj kaybı ise, AKP iktidarının ülkeye ödeteceği fatura olacaktır.
Ne yapalım, rezalet bu yolla bitecekse seve seve öderiz!
Aman tatsızlık çıkmasın
Hükümetin IMF ile balayı havasında sürdürdüğü ilişkiler bozuluyor mu?
Haberin Devamı

