Aman dikkat!

Haberin Devamı

Diplomasinin sağladığı başarı sınırlıdır. Alevler kontrol altına alındı ama yangın tamamen sönmedi.

Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun Washington’da yürüttüğü görüşmelerde Türkiye, öldürülenlerin cenazelerini, yaralıları ve gözaltına alınan gönüllüleri istemiş, el konulan gemilerin iadesini talep etmiş ve bunlar için 24 saat zaman vermiştir.

Devreye giren ABD Başkanı Obama, bu “kolay talep”lerin birkaç saat içinde karşılanmasını sağlamıştır.

Ama krizin kaynağı duruyor ve kurutulacak gibi de görünmüyor.

Çünkü İsrail “silâh sokacaklar” gerekçesiyle Gazze ablukasını sürdüreceklerini söylemekten vazgeçmemiştir.

Türkiye işte tam da bu nedenle tehlikeli tuzaklarla dolu bir geleceğe hazırlıklı olmalıdır.

Dün dikkat ettim; Başbakan’ın grupta yaptığı konuşmanın içinde halkın özellikle takıldığı bölüm, abluka altındaki Gazze için mücadele etmekten Türkiye’nin vazgeçmeyeceğini taahhüt eden sözlerdi.

Başbakan “Herkes sussa, gözünü yumsa, sırtını dönse bile biz Gazze’ye sırtımızı dönmeyecek, Gazze için haykırmaktan vazgeçmeyeceğiz” demişti.

ABD kimi seçer?

Taahhüt ağırlığı taşıyan bu sözler Türkiye’yi, krizin tarafı yapıyor.

Türkiye dışında yaşayan mağdur ve mazlum grupların Türk bayrağı sallaması Yeni Osmanlıcı hayallere belki tatmin sağlıyordur ama kontrolümüz dışında riskler de üretiyor.

Şöyle bir algı her adımda daha netleşiyor: Yalnız Gazze için değil, İsrail’in taraf olduğu bütün bölgesel ihtilâflarda Türkiye mutlaka “karşı taraf”ta yer alacaktır bu gidişle!

Kaybettirme riski fazla olan bir siyaset tercihidir bu. Sonuçları iyi hesaplanmalıdır.

Amerika’nın “nihai bir seçim” yapmaya mecbur kaldığı an kimi seçeceğinden şüphesi olan var mı?

Obama telefon görüşmesi sırasında Erdoğan’ı önemli bir dost olarak gördüğünü söyledi söylemesine ama İsrail’in güvenliği zayıflatılmadan Gazze’ye yardım götürmenin “daha iyi yolları”nın bulunmasını da telkin etti.

Anlama zorluğu çekenlere Beyaz Saray Sözcüsü’nün açıklaması yardımcı olacaktır:

“İsrail’in güvenliğine büyük destek vermeyi sürdürüyoruz. Bu destek değişmeyecek!”


Aşırı tutku zaaftır

Zavallı insanları aç ve muhtaç bırakarak İsrail zalimlik yapıyor.

Gazze’ye yardıma giden vicdanlı insanların yolunu keserek, devlet terörü uygulayarak haydutluk etti.

Evet bunlar doğru ama biz niçin en fazla uluslararası ailenin aktif bir üyesi olma sorumluluğu ile yetinecek yerde tüm yükü üstümüze alıyoruz ve üstüne üstlük Başbakan’ın ağzından gelecek için neden taahhüt altına giriyoruz?

İsrail’le sürekli çatışma halinde olan bir Türkiye’nin yaşayacağı psikolojik savrulma yalnız ulusal güvenliğimiz için değil rejim için de tehlikeler yaratabilir.

Gazze’ye yardım konvoyu organize eden güçlerin, Filistin’e tutku ölçeğinde zaafını bildikleri Tayyip Erdoğan’a tuzak kurduğu şüphesini yabana atmamak gerekir.

Hele bu tecrübeden sonra dış odaklı oyunlara dikkat etmek lâzım.

İç siyasetin oy tarlalarını beslemek için dış politikayı gübre gibi kullanma yanlışına da sapmamak lâzım!

DİĞER YENİ YAZILAR