Türkiye zor ama destek verilmesi gereken yeni bir sürecin içine girdi.
Hedef, Azerbaycan topraklarını işgal ettiği için Ermenistan’la 16 yıl önce kesilen ilişkilerin yeniden kurulmasıdır.
Bu amaca yönelik protokolun açıklanması Batı’da memnuniyet fakat Azerbaycan’da tedirginlik yarattı.
Çünkü yılbaşına kadar Türkiye’nin sınırını açması gibi Bakü yönetiminin istemediği “vahim” bir gelişmenin gerçekleşmesi tehlikesi vardır.
Süreç ABD Başkanı Obama’nın nisanda Türkiye’ye gelişi ile başladı. Obama İstanbul’da Türk ve Ermeni dışişleri bakanları ile görüşerek “ilişkilerin normalleştirilmesi için tarafları hızla anlaşma yapmaya” çağırdı.
İsviçre’nin aracılık ettiği görüşmelerin sonunda çıkan mutabakat, Bakü’de geçen baharda olduğu gibi yine köpüklü bir öfke seli doğurması riskini taşıyor.
Hatırlanacağı gibi o yüzden Başbakan Erdoğan mayısta Azerbaycan’a giderek Meclis’te konuşmuş ve güvence vermişti.
Güvenceye ne oldu?
Dün Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan hatırlatmada belirtildiği gibi Tayyip Erdoğan’ın sözleri, şüphe götürmeyecek bir garanti içeriyor:
“Türkiye-Ermenistan sınırları Azerbaycan toprakları Ermenistan tarafından işgal edildikten sonra kapatıldı. Sınırlar bu işgal kalktıktan sonra açılabilir.
Biz Azerbaycanlı kardeşlerimiz razı olmadığı sürece bu noktadan ileri bir adım atmıyoruz.”
Süreci simgeleyen milli takımların futbol maçı nedeniyle 14 Ekim’de Türkiye’ye gelecek olan Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkisyan dün gazetecilerin sorusu üzerine, haberin uyandırdığı bahar havasını buza çeviren bir değerlendirme yaptı.
“Türkiye ile olan sorun Karabağ’a bağlıysa hiç görüşmeyiz” dedi.
Dışişleri Bakanı Davutoğlu NTV’ye dün Türkiye’nin etrafında kriz üretmeyen bir çevre oluşturmaya çalıştıklarını söylerken barışın aynı iyi niyeti paylaşan iki taraf gerektirdiği gerçeğini ihmal ediyordu.
Umarız Sarkisyan’ın Türk-Azeri ilişkilerini torpilleyen sözleri uyarı görevini yapmıştır!
Vay biz neymişiz?..
Davutoğlu’nun aynı demeçte vahim bulduğumuz bir sözünü de kaydetmek zorundayız.
Bakan Türkiye’nin hemen hemen bütün komşularından coğrafi, askeri ve ekonomik olarak çok daha büyük olduğunu belirttiği demecinde şu iddiayı öne sürdü:
“Dolayısiyle düzen kurma misyonu bizimdir!”
Çağın değerleri Amerika’nın gücünü bile sık sık değişik ulusların gözünde sevimsiz yapıyor ve onu siyasal, hatta askeri yenilgilere mahkûm ediyor.
Yani yükseliş dönemi Osmanlısı’nın Hariciye Nazırı havaları demodedir, özellikle bu bölgede geçersiz ve tehlikedir!
Komşu ülkelerle sıfır sorun politikası izlemek bir heves olabilir ama hevesiniz güçlü devlet olmanın bahşettiği varsayılan “düzen kurma” iddiasından beslenirse başarısızlığa mahkûm olur.
“Bölgeye nizam vereceğine sen önce içindeki ayrılıkçı terörün hakkından gel” derler adama!
Türkiye elbette Ermenistan’la sorunlarını çözmenin şansını kullanmalıdır.
Ama bunun bedeli asla Azerbaycan’ın küstürülmesi ve kaybedilmesi olmamalıdır!
Aman dikkat!
Haberin Devamı

