Altımızı oyan sorumsuzluk

Yazlık eğlence mekânları peş peşe açılıyor, açık saçık görüntülerin medyadaki payı sıcağa paralel artacak

Haberin Devamı

Yazlık eğlence mekânları peş peşe açılıyor, açık saçık görüntülerin medyadaki payı sıcağa paralel artacak. Bodrum'daki Halikarnas Disko'nun açılış gecesinden çekilmiş fotoğrafları görünce kendi kendime sordum: Türkiye bu mu? Değil, çünkü Tarhan Erdem'in A&G şirketi tarafından yapılan son araştırma bambaşka bir Türkiye tablosu ortaya koyuyor: Halkın yüzde 75'i fakirlik, çaresizlik ve ümitsizlik demek olan "ekonomik kriz" i hayatının bir numaralı meselesi olarak gördüğünü söylüyor. İkinci sırada yüzde 62 ile işsizlik var. Türkiye'de okumuş işsizler hiç bir dönemde bugünkü boyutlara dayanmamıştı. Halk üçüncü büyük sorunu eğitim (yüzde 28) ve dördüncü sorunu da yolsuzluklar (yüzde 16) görüyor. Kuşkularla dolu bir siyasi geçmişten gelenlerin kurduğu AKP nasıl oldu da iki yıl içinde tek başına iktidar çoğunluğu sağlayan bir parti oldu?

Ölen değerler
Bir numaralı cevabı halkın gündemindeki sorunlar veriyor. İkinci cevap medyanın sorumsuzluğudur. Eğlenmek herkesin hakkı. İnsanlar bu haklarını gelir düzeylerine ve kültürel zevklerine göre kullanıyorlar. Haksız kazanç hırsı, tüketim ölçüsüzlüğü, bencillik, sefahat, şiddet, ahlâki sınırları ihlâl eğilimleri, tarih boyunca toplumlar ve dinler tarafından yıkıcı ve bölücü hastalıklar olarak görülmüştür. Uygarlık aile, okul ve din kurumları üstünde yükseldi. Fakat çağımızda bu kurumların yerini neredeyse tek başına medya ve özellikle de televizyon almıştır. Başkan Carter'ın ulusal güvenlik danışmanlığını yapmış olan stratejist Brzezinski "Geleneksel kurumlar zayıfladıkça kültürel anlamda yıkıcı bir medya güçlendi" diyor. Şu sözleri sanki özellikle bizdeki durumu tarif ediyor: "En çok ilgi çeken konular, insanın en soylu yanı yerine en aşağılık şehevi arzulan ile marazi korkularına ve endişelerine yönelik konular olunca, kötü programcılık iyi programcılığı saf dışı ediyor. Televizyon, çürümüş, ahlâk dışı ve yıkıcı değerleri yaygınlaştıran bir araç olmuştur."

Şaşkın ördekler
Bu medya başka haksızlıkların ve kötülüklerin de suçunu işliyor. Eğlence yerlerindeki istisnaları genelleştiriyor. Açık saçık giyimi veya ölçüsüz bir davranışı nedeniyle öne çıkardığı tipleri, küstürülmemesi gereken haber sermayesi gibi gördüğü için ödüllendiriyor. Bundan çıkan mesaj, geleneksel değerlere bağlı çoğunlukta gelecek korkusu ile birlikte savunma ihtiyacı yaratıyor. Gelir uçurumları ve yoksulluk, kültürel ve ekonomik sınıf ayrımcılığı ile beraber önce yabancılaşmayı, sonra düşmanlığı besliyor. Eğlenmenin de makulünü aramak zorundayız. "Ne kadar rezillik, o kadar bedava reklâm" tamahkârlığı, eğlence mekânlarının hastalığı oldu. Bu hastalık, oralara gidip adam gibi eğlenen insanlara haksızlık değil mi? Haksızlık devam ederse bu insanlar kendilerini savunmak için kabuklarına çekileceklerdir. Rezillikle beslenen reklâm silâhı geri tepecektir. Tabii asıl sorumluluk medyanın.. Gazeteler ve televizyonlar cesur bir özeleştiri için geç bile kaldıklarını görmelidirler!

DİĞER YENİ YAZILAR