Hak ettiğinden fazla temsil gücüne sahip iktidarlar tam gelişmemiş demokrasilerin büyük sorunudur.
Biz yaşıyoruz.
Oyunun kurallarını değiştiremediğimize göre önümüzdeki genel seçim problemi çözmeyecek, hastalık belki ağırlaşacaktır.
Çıkış yolu belli:
AKP karşısındaki oyları dağınıklıktan kurtarmak... Bunu kim yapacak?
1. Aynı siyasi görüşleri paylaşan partiler birleşerek yapacak;
2. Alternatif çıkarmayı önemseyen seçmenler, eğer kendi partisi barajın çok altında duruyorsa oyunu ona değil barajı aşma şansı olan “kardeş parti”ye vererek yapacak.
Türk siyaseti bu alanda parlak bir başarı yaşayamadı şimdiye kadar.
Cumhuriyet Mitingi bir uyanıştı. Laik rejime, cumhuriyet değerlerine sahiplik ruhu bu gösteride ete, kemiğe büründüğü halde siyasi tedavül gücü kazanmadı.
Eğer uyarı yanında AKP iktidarına karşı alternatif yaratma kararlılığı ile yürüyüşe geçmişse o yüz binler, seçim yılında bir siyasi parti bayrağı altında olmalıydılar.
Seçim sandığına yansımayan bir alternatifin ne yararı olabilir?
O mitingin mesajını doğru okumak ve yaratılan muhteşem bütünleşmeye siyasi eylem zemini kazandırmak, daha açığı parti bulmak, yoksa da yaratmak gerekiyor.
DYP ile Anavatan Partisi’nin birleşmesi ile ilgili çabaların hedefine ilerlediğine dair haberler geliyor. Seçim barajı olgusu karşısında DYP’nin durumu kritik, Anavatan’ınki ise ümitsizdir.
Birleşme, baraj riskini ortadan kaldırdığı gibi, iki partinin anketlerdeki oy oranlarının toplamını aşan büyüklükte bir desteği getirebilir.
Birleşme, özveri göstermiş siyasetçi figürü çıkaracağı için bunların seçim vaatleri daha inandırıcı bulunacaktır.
Aynı şansı sol partiler de kullanmalıdır!
Tövbe tövbe!
Başbakan’a Özal ve Demirel’in tecrübesini hatırlatmışlar.
Hani Çankaya’ya çıkınca ikisinin de partisi küçüldü ya; belki etkilenir, vazgeçer...
Ama Başbakan hiç oralı olmamış:
“Lider öldü desinler. Yerine gelenin partiyi sahiplenip yerine götürmesi lâzım.”
Allah gecinden versin, cevabı sergilediği görüntünün tersine Çankaya’yı ölesiye istediğini belli ediyor.
Sadece bu değil, Hannover’de gurbetçilere söyledikleri de üstünde durulmaya değer:
“Makamlar, mevkiler gelip geçicidir. Başbakan olsan ne yazar, cumhurbaşkanı olsan ne yazar? Öldün, seni koyacakları yer 2 metreküp yer. Musalla taşına koydukları zaman ‘er kişi niyetine’ diyecekler. Başbakan niyetine demeyecekler ki, cumhurbaşkanı niyetine demeyecekler ki...”
Bu derin tefekkür (!) karşısında yorum yapılamaz.
Çünkü bunu deneyenlerin kahırdan ölme riski vardır!

