Farkında mısınız; güzel yurdumuz gitgide avlanan canlıların insan olduğu bir safari parkı görünümüne girdi.
Son on günün olaylarından birkaç örnek:
Konya'da genç bir adam (Narin Narik) evinin önünde göğsüne ve başına sıkılan kurşunlarla öldü. Katiller kaçtı.
Adana'da Halil Köker (28), kardeş iki taksici tarafından bıçaklandı, yaralı durumdayken üstüne tabanca ile ateş edildi.
Bakırköy'de, saldırıya uğrayan tinerci bir çocuğu korumak isteyen lokantacı, saldırganlar tarafından tabanca ile vurularak öldürüldü.
Adıyaman'da kalp krizinden öldü denilerek defnedilen taksici Nevzat Yılmaz'ın 5 kurşunla vurularak öldürüldüğü tespit edildi.
Menemen'de soygun yapan 3 kişi kuyumcu Remzi Kasap'ın başına 3 kurşun sıkıp kaçtı.
İstanbul'da TEM yolunda bir minibüsü durduran meçhul kişiler sürücü Serdar Kızıldağ ile yanındaki Okay Mayda'yı öldürerek kaçtılar.
Beşiktaş'ta bir bara alınmayan üç kişi silâhlarını çekip biri güvenlik görevlisi iki kişiyi öldürdüler.
Van'da Seyit Ali Olur, istediği parayı vermeyen kardeşini dükkânının ortasında başına kurşun sıkarak öldürdü.
Bursa'da "eceliyle öldü" raporu verilen bir kadının (Fatma Kurt) son anda vücudunda iki kurşun deliği tesbit edildi.
Sıkı bir tarama, bu listenin sütunlar boyu uzamasını sağlayabilir. Manzara, bir toplumsal cinnet tablosu gösteriyor.
Nefret ve acımasızlıkla beslenen ruhsal bunalım hali, hayatın hiçbir alanında sağlıklı ve dürüst insanlara sığınak bırakmıyor. Ne yapacağız?.
Devlet her isteyene silâh veriyor. Tartıştığınız üç kişiden biri silâhlı olabilir, dikkat!
Çengelköy'de bir benzincide üç kişiyi rehin alan polis memurunun durumu, çare sandığımız kurumun da cesaret kırıcı zaaflar içinde bulunduğunu ortaya çıkardı.
Ruhsal durumu bozuk kaç polisin, silâhları ile toplum için tehlike oluşturduğunu kimse söyleyemiyor.
Doktorlar da belinde silâh taşıyan hasta polislerden korktukları için "sağlam" raporu veriyorlar.
Toplumdaki kontrolsuz silahlanmayı önlemekten, polislerin esaslı bir sağlık kontrolundan geçirilmesine ve gerekli tasfiyenin yapılmasına kadar bir yığın tedbir önerilebilir. Ama bunların hiçbiri iktidarın gündeminde değildir.
Kısa vadede yapılacak fazla bir şey yok.
Kendinize iyi bakın.
Allah hepimizi korusun!
Akıl, vicdan, insaf.. Hepsi iflâs!
Meclis Yasama Dokunulmazlığını Araştırma Komisyonu Başkanı Hüsrev Kutlu baklayı ağzından çıkardı.
"Yargı bağımsızlığı sağlanıncaya kadar dokunulmazlıklara dokunulmamasına karar" vermişler! Yargı bağımsızlığı aslında vatandaşı ve özellikle muhalifleri siyasi iktidara karşı koruyan bir güvencedir. Şu acayipliğe bakın:
CHP muhalefeti "dokunulmazlıkları kaldıralım" diyor, iktidar buna karşı çıkıyor.
AKP'li Başkan Kutlu'nun yumurtladığı cevherin tercümesi şudur:
"Yargıyı ele geçirene kadar dokunulmazlıkları kaldırmayacağız!"
Anlayacağınız Türkiye, yağmurdan kaçarken doluya tutulma tehlikesi ile karşı karşıya..
Allah'a emanet!
Farkında mısınız; güzel yurdumuz gitgide avlanan canlıların insan olduğu bir safari parkı görünümüne girdi
Haberin Devamı

