Tüketici pazarda, vatandaş siyasette seçme hakkını ne kadar özgür kullanırsa o kadar mutlu olur.
Tüketici hakları yasalarla epey gelişti ama siyasette hizmet alan tüketici durumundaki seçmen hâlâ partilerin tutsağı durumundadır.
Parti dediğimiz de liderdir. Vatandaş ise liderin iradesini hayata geçiren kul hâlâ..
Martta yerel yönetimler seçimi yapılacak.
AKP gücünü, bu seçimlerin iki turlu sistemle yapılmasını sağlayacak biçimde kullanabilseydi demokrasimize çağ atlatır, ona katılımcılığın dinamizmini kazandırırdı.
Ama "çantadaki keklikler" i riske atmama çıkarcılığı, onu düzenin menfaatperestleri sınıfında kalmaya mahkûm etmiştir.
İki turlu seçim, halkın en az yarısının oyunu almış, lider başkanlar kazandıracaktı.
İlk turda yüzde 50'yi bulan aday yoksa ikinci turda en yüksek oyu alan iki aday yarışacak, halk bu iki aday arasında seçim yapacaktı.
Dağınık muhalefet
Hadlerini bilmedikleri için işbirliği yapmayan basiretsiz rakiplerin sundukları kolay zaferleri AKP feda edememiştir.
Kar tanelerine benzeyen rakipler, çığ yaratmak için birleşme iradesi göstermiyorsa AKP niçin kendine tehdit yaratsın?
Mart'taki seçimde karşısındaki dağınıklık ona benzersiz bir galibiyet getirecektir.
İki-üç seçimdir İstanbul ve Ankara'da yaşanan perişanlık büyük ihtimalle aynen tekrarlanacak, AKP adayları daha önce RP ve Fazilet adaylarının yaptıkları gibi, birbirlerinin gözünü oyan solcu ve orta sağ partilerin adayları arasından sıyrılıp koltuklara yerleşecektir.
Küçük çaplı bir özveri, solda ve merkez sağda iki büyük işbirliği bloku yaratabilirdi.
Bunu yapmadıkları için demokrasiye, kendilerine ve halka kötülük etmişlerdir.
AKP'ye sağladıkları bu kolay ve büyük zafer imkânı, dileriz iktidarı "ne oldum delisi" haline getirmez!
CHP sınıfta kaldı
Solda işbirliğini reddeden CHP'ye düşen sorumluluk, hiç değilse oyunun ziyan olacağından korkan öteki laik seçmenlerin aklını ve gönlünü çelecek adaylar bulup çıkarmaktı.
İstanbul'da bu cazibeyi Kemal Derviş sağlayabilirdi, olmadı. Onu ikna edemeyen liderden kim ne umabilir?
Derviş de halka açıklama borçludur:
Kendini ne güne saklıyor?
Sırtındaki yolsuzluk dosyaları ile İstanbul'a aday gösterilen eski İzmit Belediye Başkanı Sefa Sirmen, ancak AKP'ye şike sözü vermiş bir yönetimin ikramı olabilirdi!
Ankara'da da durum aynı..
Gökçek'i indirecek özveriden uzak duran CHP, gösterdiği adayla seçimi kazanmayı hayal edemez. Olsa olsa birleşen sol partilerin adayı Karayalçın'ın yolunu kesecektir.
CHP İzmir'deki şansını kendi yaratmadı. Başarılı başkan Ahmet Priştina DSP'den CHP'ye geldi.
İzmir'in bir şansı da DSP'nin aday göstermek istediği Yüksel Çakmur oldu. Çakmur "sol oyları bölmemek" için aday olmayı reddetti.
Özveri erdeminin kurumlaştığını görmeye bakalım ömrümüz yetecek mi?
AKP'ye ikram gibi
Tüketici pazarda, vatandaş siyasette seçme hakkını ne kadar özgür kullanırsa o kadar mutlu olur
Haberin Devamı

