Hukuku akıl ve vicdandan koparmak için herhalde önce ihtiraslı bir politikacı bulmak lâzım!
Meclis Anayasa Komisyonu Başkanı AKP'li Burhan Kuzu "Hukuktan doğan bir hakkın kötüye kullanılmasını hukuk korumaz" dedi dün.
Kuzu postu giymiş kurtların fink attığı bir ülkede çerçeveleyip duvara asılacak bir söz bu ama... Ama'sı var!
DEHAP'ın yeni versiyonu DTP, yüzde 5 ile yüzde 7 arasındaki oy gücünü seçim barajında telef etmeyip meclise yansıtabilmek amacıyla bir beyaz hileye başvuracak. Adaylarını seçime bağımsız olarak sokacak, sonra onları mecliste grup haline getirecek.
AKP'li Kuzu işte bu taktiği "bir hakkın kötüye kullanılması" diye karalıyor. Fakat "yönetimde istikrar" bahanesi ile "temsilde adalet" ilkesini tuz buz eden yüzde 10 seçim barajının da aynı şekilde "yasa yapma hakkını kötüye kullanmak" olduğunu unutuyor.
Bir partinin 3-4 milyon oyunu, toplam seçmenin neredeyse yarısının oyunu çöpe atan bizdeki sistemin benzeri dünyada yok. Buna rağmen iktidar partisi AB'nin dahi indirilmesini istediği yüzde 10'luk barajı koruduğu gibi bağımsız adayların yolunu tıkamak amacıyla onlara da aşılması olanaksız bir baraj getirecektir.
Burhan Kuzu'nun sözlerine göre AKP, Batı Trakya'daki Türk azınlığın önünü kesmek üzere bağımsız milletvekilleri için benzer yasal önlemler alan Yunanistan'ı örnek göstermiştir.
Kuzu'nun verdiği bu örnek "alt kimlik-üst kimlik" ayrımı ile Tayyip Erdoğan'ın yüklendiği vebalin üstüne tüy dikmiştir.
Bölücü terör örgütü şimdi Kürtlerin azınlık olduğuna Anayasa Komisyonu Başkanı'nı tanık gösterirse ne diyeceğiz?
Gerçekten de siyasi ihtiras korkunç bir şey!
Niçin hep muhalefet?
Eleştiri, yanlışı gösterdiği için siyasetin yararlı bir aracıdır.
Ama daha makbul olanı öneri ile bütünleşen eleştiridir.
Dün CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, ibretli bir çelişkiye dikkatleri çekti.
Sözleri etkileyiciydi:
"Sizin askerinizin terörist saldırıları önlemek için Kuzey Irak'a girmesine izin verilmeyecek ama siz İsrail'i Hizbullah'ın saldırılarından korumak için Güney Lübnan'da görev yapacaksınız. Böyle bir şey olabilir mi?"
Elbette Öymen soru sormuyor "Olmaz öyle şey" demek istiyor.
CHP'nin "olmaz" mı bu şekilde öğrendik ama ne öneriyorlar; onu anlayamadık.
Sözlerinden şu öneriyi çıkarmak mümkündür:
"Lübnan'daki barış gücüne katılmayı, Türkiye'nin Kuzey Irak'a girmesine izin verilmesi şartına bağlamalıyız."
Fakat Öymen öyle bir sonuç çıkarmaya da imkân tanımıyor. Çünkü aynı konuşmanın içinde iktidara vebal yükleyen alev topu gibi bir soru daha yer alıyor:
"Türk askerini orada iki ateş arasında feda etmeye hazır mısınız?"
CHP işte hep böyle:
İtirazını anlıyoruz da "ne istiyor?" onu bir türlü anlayamıyoruz.
Halkın icraat yetkisi vermeyip onu hep eleştiri mevkii olan muhalefette tutması sebepsiz değil!
AKP'nin kuzusu!
Hukuku akıl ve vicdandan koparmak için herhalde önce ihtiraslı bir politikacı bulmak lâzım!
Haberin Devamı

