AKP'nin kamburu

AKP iktidarı, din istismarına dayanan geçmişinden galiba kolay kurtulamayacak!

Haberin Devamı

AKP iktidarı, din istismarına dayanan geçmişinden galiba kolay kurtulamayacak!

Hükümetin AB yolundaki tam gaz ilerleme kararlılığına, Başbakan'in "laiklik rejimin teminatıdır" dedikten sonra AB liderleriyle motor gezisine çıkmak yerine Atatürk'ün Selanik'teki evini ziyaret edişine bakıp umutlanıyorsunuz...

Bir hafta geçmeden Meclis Bütçe Komisyonu'nda AKP'lilerin, hükümet 1600 istemişken Diyanet'e 15 bin imam kadrosu verdiğini görüp apışıyorsunuz.

İktidar kendi ayağına ateş mi ediyor, yoksa "değiştik" diyen yönetici kadronun ayağına içerdeki tutucular çelme mi takmaya uğraşıyor?

Türkiye'yi saplandığı ekonomik bataktan kurtarmak için hükümetin sıkı sıkıya bağlı kalmak zorunda olduğu bir program var. O programa göre bir hedef saptanmış:

2003 yılında kamuya en çok 35 bin personel alınacak.

Beşinci kol gibi
Evet Türkiye'deki 88 bin caminin 17 bininde imam yok. O hizmetlerin cahil hocalar yerine Diyanet'in sınavını kazanmış imamlar tarafından yürütülmesi elbette daha iyidir ama Türkiye'nin başka eksiği yok mu?

Meselâ 71 bin öğretmen eksiği de var. Meselâ 773 sağlık ocağında doktor, 8384 sağlık evinde hemşire bulunmuyor.

Ama Bütçe Komisyonu'ndaki AKP'li üyeler, hükümetin bu yıl için öngördüğü kadroların yarısını imamlara tahsis ediyor.

Bu kafalara nasıl devleti emanet edebilirsiniz? Milli Görüş gömleğini değiştirdiklerini söyleyen Tayyip Erdoğan'ın sözlerine nasıl güvenebilirsiniz?

Başbakan Erdoğan'ın inşa etmeye çalıştığı güveni tahrip etmeye yönelik bir kışkırtma eylemi tezgâhlansa daha etkilisi yapılamazdı.

Çünkü bu oldu-bitti, iktidarın gizli gündeminde yer aldığı iddia edilen dinci kadrolaşma çabalarına delil gösterilecektir.

Nasıl güveniriz?
Dışişleri Bakanı Gül, yanlışın meclis genel kurulunda düzeltilebileceğini söyledi dün. Maliye Bakanı Unakıtan, önemli olan şeyin kadro değil uygulama olduğunu savundu.

Bundan hükümetin 1600 imam dışında tek bir tayin bile yapmayacağı çıkıyor ama olan olmuştur.

Türk-Amerikan ilişkilerini zedeleyen tezkere krizinde olduğu gibi AKP hükümetine meclisteki parti grubunun ne zaman, hangi konuda kazık atacağı şüphesi sürekli gündemde kalacak, hükümetin din istismarına bağımlı gruplara ne kadar direneceği sorusu, zihinleri devamlı meşgul edecektir.

İmam açığını, öğretmen ve doktor açığından önemli gören, öncelikleri şaşırmış bu gruba hükümetin boyun eğmeyeceğine inanmak istiyoruz.

Çünkü Tayyip Erdoğan toplumdan ve kurumlardan talep ettiği güven desteğini başka türlü alamaz.

Güven de bir hasattır.

Mevlânâ "önce fareyi defet, sonra buğdayı topla" demiş!

DİĞER YENİ YAZILAR