Demokratik bir toplumda bilgi dolaşımını önlemeye kalkışmak bir tür yol kesme suçu işlemektir.
Başbakan'in yolsuzluk haberlerine kızarak medyayı suçlaması, tehdide başvurması, böyle bir suçun kapsamına giriyor.
Bilindiği gibi son iki AKP il kongresinde Başbakan Erdoğan, yolsuzluk haberlerini iktidarın kapısından elleri boş döndükleri için intikamcı duygulara kapılan medya organlarının çıkardığını iddia ermişti.
O kadarla kalmayıp adını vermediği muhataplara karşı tehdit savurmuştu:
"Hangi talebiniz geri çevrildi diye bu haberleri yapıyorsunuz; gerçek sebebini açıklayacağım günler yaklaşıyor."
Yolsuzluk yazanların, iktidara kara çalanların, hortumları kesilenler olduğunu söylüyor Başbakan... Yani bağıranlar hortumları kesildiği için bağırıyor.
Peki geri kalanlar?
Bu mantıktan yola çıkarsak şunu diyebiliriz: Herhalde onların hortumları sorunsuz çalıştığı için bağırmıyorlar!
Lider gibi davranmak
Başbakanlık koltuğu farklı özellikler taşıyan değerli insanlar ister.
Başbakan Erdoğan'ın bu makamın hakkını verdiğini düşünmek istiyoruz.
Hükümetten bir şey isteyen, istediğini alamadığı için de mürekkebini kara çalmak için kullanan medya kuruluşlarını bilip de saklamaya kimsenin hakkı olamaz. Bu fazilet düşkünleri her kimse hemen açıklamalı.
"Açıklayacağını günler yaklaşıyor" demek, "bu namussuzluğu menfaatim için kullanmak niyetindeyim" demektir.
Başbakan cevap versin:
1. Yolsuzlukla suçlanan AKP'li belediyeleri aklamak madem ki elinde, niçin onların çamurun içinde kalmasına izin veriyor?
2. İftiraya başvurduğunu bildiği medya kuruluşlarını saklamanın, dürüst olanlara haksızlık olacağını bile bile niçin bu günaha giriyor?
3. Yolsuzlukları ihbar edenleri partiden atmak yerine yolsuzluk yapanları atması gerektiğini acaba ne zaman fark edecek?
Bal Tutanlar Partisi...
Bugün VATAN'ın birinci sayfasında bazı temizlik işleri ihalelerindeki pis kokulan konu alan bir haber yer alıyor.
AKP Kars Milletvekili Selâhattin Beyribey'in eşine ait şirketin resmi ihalelerdeki başarılarını (!) konu alan bu haber acaba bize neye mal olacak?!
İktidarın basın özgürlüğü, şeffaflık ve adalet anlayışı çağın çok gerisinde.
AKP ile yaşamak, din sömürüsü, kadrolaşmadaki ölçüsüzlüğü ve laik rejimin kurumlarıyla dalaşması yüzünden tehlikeler taşıyor.
Fakat anketlere bakılacak olursa bu tehlikeleri halkın önemli kesimi ciddiye almıyor.
Halkın hassasiyeti yolsuzluklaradır.
Acaba AKP iktidarının yolsuzluklara hoşgörülü davranması, rejimin güvenliği açısından bir şans mıdır?
Çünkü dürüstlüğü şüphe götürmeyecek bir AKP, ideolojik angajmanları nedeniyle kendine de zarar verecek bir güç olurdu.
AKP'nin freni
Demokratik bir toplumda bilgi dolaşımını önlemeye kalkışmak bir tür yol kesme suçu işlemektir. Başbakan'in yolsuzluk haberlerine kızarak medyayı suçlaması, tehdide başvurması, böyle bir suçun kapsamına giriyor
Haberin Devamı

