CHP'ye sorulan soru bize de soruluyor: Bu iktidarın hiç mi beğendiğiniz bir icraatı olmuyor?
Oluyor ama siyasi yorum yapan gözlemcilerin asıl görevi yanlışları belirleyip eleştirmek ve çözümlere katkıda bulunacak düşüncelere öncülük etmektir.
Başarıyı hak eden iktidarlar doğru eleştirileri övgülere tercih ederler. Yapıcı eleştiri övgülerden daha değerlidir.
AKP iktidarı üçüncü yılını doldurmak üzere.. Tayyip Erdoğan basanlarını anlatarak övünüyor. Böyle davranmak parti örgütünün motivasyonu için iyidir.
Halkın bu sözlerden heyecan ve umuda kapılması da ülkenin daha kolay yönetilmesine katkıda bulunabilir.
Ama herkes bu söylenenlerin propaganda olduğunu, Türkiye'nin hâlâ dengeleri kolaylıkla değişebilecek bir zeminde yürüdüğünü bilmek zorundadır.
Samimiyet şart..
Hükümet-YÖK gerginliği ile milletvekili dokunulmazlığı meseleleri yakın geleceğin şekillenmesinde çok belirleyici olacaktır.
Van'da Rektör Aşkın'ın tutuklanması ardından tırmanan gerginlik konusunda Başbakan son olarak şöyle dedi:
"İdeolojik yaklaşımlar sergiliyorlar (Rektörlerden bahsediyor). Samimi davransalar böyle olmaz. El ele, gönül gönüle bu ülke için çalışsalar, bu ülkenin Başbakanı olarak hepsinin hizmetkârı olurum.."
Başbakan rektörleri böyle kazanamaz. Çünkü ideolojik davranan, imam hatip ve türban angajmanları nedeniyle kendileridir. Başbakan, kitleye ulaşma olanaklarındaki oransız üstünlüğünü, rektörleri kötülemek için kullanmaktadır.
"Hepsinin hizmetkârı olurum" türü sahte yumuşatıcılar vatandaşı belki kandırabilir ama rektörler farklı insanlar; böyle hileler bu iktidarla uzlaşma olamayacağı yargısını onlarda pekiştiriyor.
Övmek iyilik mi?
Üniversiteler bir ülkede sadece bilim ve bilginin değil, ahlâkın da kıblesidir. Akademik dünya toplumun kreması ise, rektörler o seçkinlerin önderleridir.
Böyle insanlar seçici olurlar. Hiçbir konuda tıpatıp aynı şeyi düşünmeleri onlardan istenemez ve beklenemez.
Ama ülkenin en akıllı adamları sadece bir konuda birleşiyorlar:
Bu iktidara karşı olmakta!
Tayyip Erdoğan baksın; tüm rektörleri karşısına alarak dünyada hangi iktidar başarılı olmuş, kararını versin.
Milli Eğitim Bakanı Çelik, rektörlere taş atarken "Adalete, yargıya güvenmek zorundayız" demiş.
Öyleyse niçin siyasi dokunulmazlıkları kaldırmıyorsunuz?
Rektörleri toptan karşısına alan ve suç işleyen siyasetçiyi mahkemeden kaçıran bir iktidarı övmek ona iyilik değildir.
AKP bir an önce bu iki kamburundan kurtulmalıdır.
AKP'nin 2 kamburu
CHP'ye sorulan soru bize de soruluyor: Bu iktidarın hiç mi beğendiğiniz bir icraatı olmuyor? Oluyor ama siyasi yorum yapan gözlemcilerin asıl görevi yanlışları belirleyip eleştirmek ve çözümlere katkıda bulunacak düşüncelere öncülük etmektir
Haberin Devamı

