Çağın iletişim mucizeleri, görüş ve düşünce dünyamıza yepyeni ufuklar açtı.
İnternet akrabalığı çağın insanını çağlayan gibi akan bilgilerin ortağı yapıyor.
Şimdiye kadar verdiği haber ve yaptığı değerlendirmeler nedeniyle güven duyulmayı hak etmiş bir akademisyenden ilginç bir mesaj aldım.
Kendisine sorup iznini alma fırsatım olmadığı için adını açıklamıyorum.
Kanada’daki bir üniversitede çalışıyor.
Aynı fakültede görevli Mısırlı öğretim üyesi arkadaşının yaptığı araştırmanın ilk sonuçları ilgisini çekmiş ve Türkiye için uyarıcı olacağını düşünerek bir değerlendirme yapıp göndermiş.
“Orta Doğu’daki İslâmi Akımlar” başlıklı çalışmanın ilk bulguları sizlere de tanıdık gelecektir:
“İslâmi hareketi bir dava olarak gören insanların devlet adamlığı, hâkim ve savcılığı, öğretmenliği, asker ve polisliği asla eşitlik ve hakkaniyet temelinde olmuyor, olamıyor..”
“İslâmi devlet hedefinin gecikmesine neden olacağı düşünülen herkes gerekirse hakkı yenilerek saf dışı bırakılabiliyor.”
“İslâmi hareket yapısından çıkanların demokrasi, özgürlük ve insan hakları kavramlarına bakışı asla Batılı anlamda olmuyor, olamıyor. İslâmi eğitimden çıkan insanlarda İslâmın dünyaya egemenliği tek kavram olduğu için demokrasinin egemenliği bu kafalarda ideal haline gelemiyor.”
Bu çalışma, laikliğin niçin demokrasinin “olmazsa olmaz”ı sayılması gerektiğini ikna edici bir biçimde ortaya koyuyor.
Mısırlı bilim adamının liderlik ettiği çalışmanın ilk bulgularına bakarak tekrar anlıyoruz ki laik rejim sadece Müslüman toplumun çağdaş bir yaşama sahip olmasının güvencesini oluşturmakla kalmıyor.
İslâm inancının değişik dini akımlar, tarikatlar ve cemaatler tarafından saptırılıp sömürülmesi tehlikesine karşı da dini koruyor.
AKP önderleri, başarılı olduklarına inandıkları alanlarda bile önemli bir toplum kesiminin niçin kendilerini takdir etmediğini sorup şikâyet ediyor.
Bunun sebebini soruyor.
Sebep ortada:
AKP yoksulları sadaka ile tavlarken muhafazakâr yığınları da hınç alma tatmini ile avlıyor.
Ama bu yolda başarı gösterdikçe laikliğin koruduğu değerlerin daha çok tehlikeye girdiğini fark eden eğitimli yığınlar daha çok korkuyor, iktidarla arasına daha çok mesafe koyuyor.
Laik rejimin güvencede olduğundan emin olmadıkları sürece referandumda yüzde 42 olarak görünen kitle huzur bulmayacaktır.
AKP’ye güvenmeyeceği için takdir de etmeyecektir.
Ucuzlama hayaldir!
Türk halkı yıllardan beri yüksek vergilerle fiyatı şişirilen dünyanın en pahalı benzinini, mazotunu, gazını kullanarak soyuluyor.
Hak adalet duygusundan nasipsiz yöneticilik bilmeyen siyasetçiler, toplumun tepki göstermekteki yeteneksizliğini insafsızca kötüye kullanıyor.
Her şerden bir hayır doğarmış.
Otomatiğe bağlanan soygun düzeninde benzinin fiyatı 4 lirayı aştı da kaderci milletimizin biraz gözü açıldı.
İnsanlar ödedikleri paranın sadece üçte birinin benzin bedeli olduğunu, üçte ikisinin vergi olduğunu öğrendiler.
Tepkiyi önlemek için hükümet dün rafineri çıkış fiyatında 2-3 kuruşluk bir indirim gerçekleştirdi.
İndirimin asıl vergide yapılması lâzım. Bütçe açığı hedef rakamın altında diye fiyaka yapan iktidarın böyle bir olanağı mevcuttur. Ama kullanır mı?
Hayır.. Seçim geliyor. AKP insaf etmeden toplayacak, topladığı parayı seçimde hedef seçtiği kitlenin oyunu almak için kullanacaktır.
Kimse ucuzlama hayali görmesin!
AKP’nin yüzde 42 ile ne sorunu var?
Haberin Devamı

