AKP nereye?

Cumhurbaşkanı Sezer galiba önemli bir zamanlama yanlışı yaptı

Haberin Devamı

Cumhurbaşkanı Sezer galiba önemli bir zamanlama yanlışı yaptı.

Keşke veto ile mektubun açıklanması aynı güne denk getirilmeseydi.

İzinsiz Kuran kurslarına yönelik vetonun açıklandığı gün partizan kadrolaşmanın ayak oyunu olan "vekâleten atama" lara yönelik Cumhurbaşkanlığı mektubunun medyaya verilmesi karambola sebep olmuştur.

İki sorun da önemli ama vetoya konu olan mesele daha büyük öncelik taşıyor. Çünkü yasa maddesi mecliste yeniden ele alınacaktır.

Madde din devleti kurmak isteyenlerin, bölücü terör örgütlerinin ve misyonerlik faaliyeti yapanların yasa dışı okul ve kurs açmalarını önlemek şöyle dursun onları teşvik eden haliyle meclisten geçerse ülkenin temeline saatli bomba konmuş olacaktır.

Yapılan büyük yanlışı ve tarikatları memnun etmek uğruna iktidarın yüklendiği vebali Cumhurbaşkanı Sezer veto gerekçesinde çok inandırıcı ifadelerle ortaya koymuştur.

Savunması zordu
Başbakan Erdoğan'ın halkın karşısına çıkıp Cumhurbaşkanı'nın söz ettiği kaygıların gerçekçi olmadığını savunması gerekirdi.

Fakat o zaman da büyük çoğunluğun gözünde inandırıcı olma şansını elde edemeyecekti. Çünkü Türkiye'de kökten dinci eğilimde olanların oranı, bir elin parmaklarını geçmez.

Dinine bağlı olan çoğunluk da çocuklarının dinini öğrenmesini ister ama onların tarikat kurslarında Atatürk ve cumhuriyet düşmanı olarak yetişmesini istemez.

Başbakan Erdoğan dün bir çok konuşma yaptığı halde izinsiz Kuran kurslarına yönelik vetoya hiç değinemedi.

Çünkü o meseleye girerse çıkması kolay olmayacaktı. Onun yerine Sezer'in vekâleten atanan bürokratlar konusunda kendisine üç ay önce gönderdiği mektuba kürsüden cevap vererek bir taşla iki kuş vurdu.

Yani hem Cumhurbaşkanı'ndan gelen salvolar karşısında susup oturmuş olmadı, hem de bu karambolda izinsiz Kuran kursları ile ilgili maddeyi savunmanın sıkıntısından kurtuldu.

Liderlik zamanıdır..
Peki Başbakan tartışmayı kabul ettiği alanda puan kazandı mı? Bizce hayır.

Çünkü Cumhurbaşkanı, atama kararnamesini imzalamadığı 306 bürokrattan bir kısmının "kamu yararı açısından o görevlerde bulunmaması gereken kişiler" olduğunu belirtmiştir. Ama bu kişileri iktidar önemli mevkilerde "vekâleten" oturtmaya devam ediyor.

Sezer Başbakan'a "Bunu yapmayın, devlete ve hukuka olan güveni ve saygıyı zedelemeyin" anlamında çağrı yapmıştır.

Başbakan'ın dün verdiği cevap, yandaşlarına ancak "Aferin bizimkine, altta kalmadı" dedirtebilir. Fazlasını değil. Çünkü itirazı akla, hukuka, devlet geleneğine sığmıyor.

Siyasette lâf cambazlığı olur. Başbakan da bundan yararlanmaya çalışacaktır.

Önemli olan eksiğini, yanlışını görmesi ve liderliğini yapıcı yönde kullanmasıdır.

Biz sadece son zamanlarda AKP'nin din istismarcılarına ipleri kaptırmaya başladığını gördüğümüzü söylüyor ve Başbakan'ın bu gidişi seyretmemesini diliyoruz.

DİĞER YENİ YAZILAR