Tarafsız iktisatçılar “doğru politikalar Türkiye’yi kriz döneminden sağlam olarak çıkarırdı” diyorlar.
Olmadı, şimdi bedel ödeyeceğiz.
Cevabı aranan soru faturanın ne büyüklükte olacağıdır.
Dünyanın en büyük bankalarından Goldman Sachs, Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 7 küçüleceği tahmininde bulundu.
IMF desteği sağlanmazsa daha kötü bir tablo doğacağı konusunda uyarı da yaptı.
Küresel ekonominin yüzde 1 oranında küçülmesi beklenirken Türkiye ile ilgili tahminler, sürekli olarak daha kötüye doğru revize ediliyor.
Örneğin Goldman Sachs’ın 2009 ile ilgili Türkiye tahmini yüzde 1,5 küçülme idi. Son raporda tahmin 7’ye çıkarıldı.
Bu gerçekler büyük kentlerde daha çok ve erken algılanıyor. Ekonomik durgunluğun yol açtığı işsizlik ve geçim zorlukları yaklaşan yerel seçimin oy tercihlerini kırsala göre daha hızlı etkileyip değiştiriyor.
Gökçek’e beş var
Doğru tahminleriyle tanınan itibarlı araştırma kuruluşu A&G Ankara’da Büyükşehir Belediye Başkanı olmak için yarışan AKP adayı Gökçek ile CHP adayı Karayalçın arasındaki oy farkının yüzde 5’e kadar indiğini belirledi.
Şu anda oyunu AKP adayı Gökçek’e vereceğini söyleyenler yüzde 32.8 iken Karayalçın diyenler yüzde 27.6 görünmektedir.
MHP adayı Yavaş’ın yüzde 25.1 oranında bir destekle potaya girmiş olması Karayalçın’ın tırmanma hızını biraz düşürmüştür ama Gökçek’in Karayalçın’a kaybetme riski halâ yüksektir.
Benzer bir tablo İstanbul için de geçerli.
Buradaki yarış AKP’li Belediye Başkanı Topbaş ile CHP adayı Kılıçdaroğlu arasında.
İktidar partisi adayları lehine olan oy farkı, yolsuzluklar, kayırmalar ve laik rejime bağlılığı şüpheli bir zihniyeti ele veren aşırı kadrolaşma yüzünden zaten düşüyor, azalıyordu.
İktidarın kriz karşısında eylemsiz kaldığı, hatta seçim kaygıları ile tedbirde kusur işlediği farkedildikçe farkın kapanma hızı artmıştır ve her gün daha artacaktır.
Uyanma hızına bağlı
Buradaki önemli soru şu:
Seçime sadece iki hafta kaldı. Bu süre Ankara’ya yetebilir ama acaba İstanbul’a da yetecek mi?
İstanbul ve Ankara’da seçimi kaybetme lüksüne sahip olmadığı inancına dayanan kararlılığı, daha doğru bir deyimle mecburiyeti, iktidar partisine neler yaptırabilir? Bu önemli bir soru.
Tunceli’de YSK yasağına “Beni ırgalamaz” diyen ve kamu görevlilerine suç işleten Başbakan’ın, oy depolarını partisine yönlendirmek için nasıl olsa Hazine’ye fatura edeceği sürpriz seçim rüşvetleri icat etmekten geri kalmayacağını herkes hesaba katmalıdır.
AKP’nin siyasetini finanse eden “maden” bu iki büyük kenttir.
Kaybetmek istememesi doğal.
Ama bu belediyelerde partinin başını esaslı derde sokacak karışık hesaplar var, asıl bunlara projektör tutulması ihtimali iktidar için kâbustur.
Mecburiyeti işte bu durum doğuruyor.
AKP kaybetmemek için her şeyi göze alacaktır.
AKP kaçıyor kriz kovalıyor
Haberin Devamı

