AKP hariç tam mutabakat var!

Başbakan ikide bir şunu diyor: "Halkla mutabakat var, kurumlar arasında yok.."

Haberin Devamı

Başbakan ikide bir şunu diyor: "Halkla mutabakat var, kurumlar arasında yok.."

Bu şekilde her icraatlarının halkın beklentilerini cevapladığını, karşı çıkanların halkla çatıştığını söylemeye çalışıyor.

inanarak söylüyorsa fena halde yanılıyor. Bakın neden:

AKP mecliste üçte iki çoğunluğa sahiptir ama bu gücü sandığa giden seçmenlerin üçte birinin oyunu alarak elde etmiştir. Sandığa gitmeyenler hesaba katıldığı zaman AKP tüm seçmenin dörtte birini temsil etmektedir.

Yani iktidarın ideolojik beklentileri cevaplayan icraatı konusunda "halkla mutabakat" içinde olduğunu iddia etmek mümkün değildir. Hatta AKP'ye oy verenlerin tümünü kucaklayan bir mutabakatın varlığını iddia etmek bile hata olur.

Çünkü Tayyip Erdoğan'ın topladığı oyun büyük kısmı, değiştiğine ve Milli Görüş gömleğini çıkardığına inandırdığı merkezdeki yığınlardan gelmiştir.

Kurumların teşhisi
iktidar anlaşılmaz biçimde din sömürüsüne saplandı.

Kadrolaşma gözü kara tırmanıyor. İmam hatip okullarını cazip hale getirmeye ve türbanı üniversiteye sokmaya yönelik iktidar çabaları, YÖK'ü siyasi hasım konumuna sürüklemiştir.

izinsiz Kuran kurslarını teşvik eden yasanın Cumhurbaşkanlığı vetosuna ve herkesin bildiği sakıncalarına rağmen meclisten geçirilmesi, AKP'ye kredi açan ve umutlarını korumaya çalışan çevrelerde çözülme yaratmıştır.

Başbakan "Kurumlar arasında mutabakat yok" diyor. Yanılıyor..

Çankaya Köşkü'nden yargıya, üniversite dünyasından askere, iş dünyasından sivil toplum kuruluşlarına kadar yaygın bir mutabakat vardır.

O mutabakat da iktidarın yanlış yolda ilerlediğine dair inançtır, teşhistir.

Bu inanç ve teşhisin uyandırdığı tedirginliğin halk yığınları tarafından paylaşılmadığını iddia etmek için Turizm Bakanı gibi sürekli uyumak gerekir.

Yargıtay'ın uyarısı
Yargıtay Başkanlar Kurulu'nün dün yayınladığı sert açıklamayı aynı hassasiyetin tepkimesi olarak görmek lâzım.

Yüksek yargıçlar, Hakimler ve Savcılar Kanunu'nda yapılan değişiklikleri "iktidarın yargıyı etki altina alma düşüncesi" nin eyleme geçirilmesi olarak değerlendiriyor.

Açıklamada 4 bin yeni hakim kadrosu ile "önümüzdeki otuz-kırk yıllık bir dönemin şekillendirilmek istendiği" belirtilirken atamalarda iktidarın belirleyici olmasının yargıda siyasallaşma sorunu yaratacağına özellikle dikkat çekilmiştir.

Öyle bir durumda ne olur? Açıklamada cevabı var:

"Bu durum laikliğe ve ulusal bütünlüğe aykırı söylemleri hayata geçirmeye çalışanlara destek yaratacak ve belirtilen değerler korumasız kalabilecektir!"

Kurumlarla çelişerek halkla mutabakat içinde olmak mümkün değildir.

Başbakan kendini kandırmasın..

DİĞER YENİ YAZILAR