TÜSİAD’ın anayasa çalışması önemli bir kesimde şüphe ve endişe uyandırdı.
Bunu internet ortamındaki iletilerden anlamak zor olmuyor.
Endişe “milli birliğin ve üniter devlet yapısının bozulması” sonucuna ulaşacak bir süreçte yeni bir aşamaya mı geçildiği şüphesine dayanıyor.
TÜSİAD’ın bir araya getirdiği akademisyenlerin hazırladığı öneriler genellikle çağdaş değerleri savunan bir anayasa için yol gösteriyor ama bir öneri var ki o, iddiasının aşırılığı nedeniyle geri kalan doğruları gölgeliyor.
Çünkü açıklanan raporda Anayasa’nın başındaki üç maddeden “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir” yazan birincisi hariç ötekilerin değiştirilebileceği fikri savunuluyor.
Bu görüşe onay verildiği takdirde cumhuriyetin demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti nitelikleri ile devletin bütünlüğünü, resmi dilini; bayrağı, milli marşı ve başkenti güvence altına alan maddelerin değiştirilmesi veya kaldırılması söz konusu olabilecektir.
Kötü misal örnek olmaz
TÜSİAD’ın eski başkanlardan Cem Boyner’in yaptığı konuşma da neredeyse anayasa önerileri kadar yankı uyandırdı.
Çünkü onun konuşması, örtülü önermeleri herkesin anlayacağı açıklığa kavuşturuyordu.
Cem Boyner konuşmasında TÜSİAD raporunun önerdiği “evrensel doğrular”a Türkiye’nin gerçeklerine uymadığı bahanesiyle ve “Bu kadar özgürlük bizi böler” denilerek karşı çıkılacağını söyledikten sonra şöyle devam etti:
“İnsanların özgürlüğü, onuru, hakları ülkenin bölünmesinden, devletin kendisinden daha önemlidir!”
YDH’nın başında girdiği ilk seçimde ağır yenilgiye uğrayarak siyasetten ayrılan Cem Boyner çok değişmemiş.
Yine sözünü esirgemiyor ve inandığından başka doğru tanımıyor.
“İnsanlarımızın özgürlüğü, onuru ve hakları için ülkenin bölünmesi gerekiyorsa varsın bölünsün” demeye getiriyor.
Yeni anayasayı yapacak takımı bu fikir çok etkilemeyecektir. Çünkü...
Hani masanın bir tarafına üniter ve laik devlet, öbür tarafına insanlarımızın özgürlüğü, onuru ve hakları konulup birilerinin de bize “seç birini” filân diyeceği yoktur.
Hatta ima edilenin aksine üniter ve laik devlet, öteki değerlerin güvencesi dahi olabilir. Türkiye’de olamadıysa bunun suçlusu devlet değil, devlet yetkisini kötü kullananlardır.
Kraldan çok kralcılık...
Anayasanın başındaki değiştirilemez hatta değiştirilmesi teklif dahi edilemez maddelere gelince...
O, güncel ötesi bir sigortadır!
“Gün gelir moda akımların etkisi veya çıkar kaygısı ile hareket edecek iktidar sahipleri, ileride pişman olacakları maceralara sapabilirler” ihtimalinin tedbiridir!
Zaten muhalefet partilerinin itirazı bir yana iktidar partisi yetkilileri dahi yorumları ile TÜSİAD raporunun “kraldan çok kralcı” bir kafa ile yazıldığını belirtmişlerdir.
Meclis grup yöneticisi Kılıç “Üç madde tartışması özü gölgeleyecek” endişesini belirtirken AKP’nin anayasacısı Burhan Kuzu doğru bir tespit yapmıştır:
“İdeal şeyler söylenmiş gözüküyor ama değişmez maddeler konusundaki yaklaşım paketi sıkıntıya sokar!”
AKP acaba TÜSİAD yardımı ile ölümü gösterip milleti sıtmaya razı etmenin kurnazlığını tezgâhlıyor olabilir mi?
Artık her taşın altında bir tuzak aramaya alıştık.
Baksanıza dün internetin en hızla gezinen mesajı bir kara mizahtı.
12 Haziran seçiminden sonra AKP şöyle teşekkür edecekmiş: “Tesettürler Türkiye!”
Millet de bu teşekküre “İrtica ederim” diye cevap verecekmiş!
AKP bile şaştı!
Haberin Devamı

