AKP % 38 mi?

Haberin Devamı

Başbakan’ın seçim otobüsü üstünden yaptığı konuşmalarda gerilimi yükseltmesi ne anlama geliyor?

Neye yormalıyız bu durumu?

Çünkü işleri tıkırında giden ve kaybetme riski bulunmayan bir iktidarın isteyeceği tek şey, kavgasız gürültüsüz şekilde sandığa ulaşmak ve zaferi kazanmaktır.

O nedenle iktidar sözcüleri muhalefetten daha sakin ve anlayışlı olurlar.

Hırçınlık ve kavgacı üslup, kendini şanslı görmeyen ve oylarını artırmak için mağdur rolüne girmekten başka çaresi kalmayan iktidar partilerinin başvuracağı çaredir.

Dün bunları düşünürken Cumhuriyet’ten Leylâ Tavşanoğlu’nun Washington’da ismini gizli tuttuğu yüksek dereceli bir Beyaz Saray görevlisi ile yaptığı görüşmenin haberine takıldım.

Ve daha ilk anda şunu düşündüm:

AKP’yi seçimde yüzde 45 ve üstünde gören kamuoyu araştırma şirketleri acaba yanılıyorlar mı?

Çünkü Amerikalı yetkili Beyaz Saray’ın Türkiye’deki seçimle yakından ilgili olduğunu belli eden konuşması arasında şu dikkat çekici değerlendirmeyi yapıyor:

Deniz Feneri bekliyorsa

“AKP’nin oy oranı doyuma ulaştı. Alabilecekleri tavan oran 2009 yerel seçimlerindeki yüzde 38’dir. Buna karşılık CHP yükselişte görünüyor. 25-30 bandında olduklarını tahmin ediyorum. MHP’nin de baraj sorunu olduğunu düşünmüyorum.”

AKP ile ilgili bu değerlendirmeye hak verecek bir bağımsız araştırmacı bulmak herhalde kolay değildir.

Çünkü AKP’ye ilişkin tahminler yüzde 45 merkez olmak üzere konumlanıyor. İki aşağı üç yukarı. Ama 40’ın altı yok gibi.

O zaman Başbakan Erdoğan’ın benimsediği gerginlik siyaseti neyin nesidir?

AKP kurmayları, Beyaz Saray yetkilisinin söylediği gibi partinin yüzde 38’de doyum noktasına dayandığını kabul ederek duvarı yıkmak için risk almaya karar vermiş olabilirler mi? Bunu bilemeyiz.

Ama AKP’nin şansını sonuna kadar zorladığını görüyoruz.

Balyoz soruşturması bağlamında yürütülen operasyon, Genelkurmay’ın iki büyük tatbikatı iptal etmesine sebep olacak kadar yaralayıcı olmuştur.

Deniz Feneri seçim sonrasını bekliyorsa altı generalin ifadeleri üç hafta sonrasını haydi haydi bekleyebilirdi. Yanlış mı?

27 Nisan.. Bir daha asla!

Manzara art niyet düşündürüyor:

Acaba iktidar, 27 Nisan muhtırasına benzer bir tepkiye sürüklenmesi için askere tahrik tuzakları mı kuruyor?

Mümkündür.. AKP mağduriyet bağımlılığından kolay başarılar sağlamaya çok alıştı. Yüzde 38’in üstüne çıkmak için de anayasayı tek başına değiştirecek 367 koltuk hedefine yürümek için de aynı yöntemi kullanıyor olabilir.

Silâhlı Kuvvetler herhalde tahrike kapılmayacaktır. Bu istismar kapısı ancak böyle kapanır.

Acaba iktidar bu gerçeği şimdiden görüp kontrol ettiği savcılar vasıtasıyla tutumunu değiştirir ve Silivri’deki mahkemeleri hukukun üstünlüğüne saygılı yargı kurumları haline getirir mi?

Daha fazla uzamadan bu değişimi görelim.

Bunun için yanlış bir şey yapmak gerekmiyor. Tek şart, yargı siyaset için değil adalet için çalışacak; hepsi bu.

Ayrıca siyasetçiler şu gerçeği görmeli ki artık asker tarafından mağdur edilmiş bir siyasi iktidar iddiasına kimse inanmaz.

Bu kötü mü oldu? Hayır.

Perişan edilmiş askerin sırtından vesayet öcüleri üretmek imkânsızdır artık.

Çünkü kimseyi inandıramazsınız;

Zorlarsanız o da çok ayıplı ve zararlı bir tamahkârlık olur!

DİĞER YENİ YAZILAR