Aklın yolu

Haberin Devamı

Merak ediyor insanlar; bu iktidarın yargıyla alıp veremediği ne?

Yakın geçmişin arşivinde küçük bir gezinti, sorunun cevabını önünüze getiriyor.

AKP önderlerinin belediyecilik dönemlerinden kalma hesapları var. Dokunulmazlık sayesinde korunuyorlar. Hesap gününde çıkacakları mahkemelerin ayarlanması lâzım! Birincisi bu.

İkincisi laikliğe karşı eylemlerin odağı olmakla ilgili sicil bozukluğu...

Bu tehdidi göğüslemenin kolay yolu, ettikleri yemini hatırlayıp hiç değilse bundan sonra “demokratik ve laik sosyal hukuk devletine bağlı kalmak” değil mi?

Evet ama bakıyoruz AKP’nin hazırladığı değişiklikler farklı bir istikameti işaret ediyor: Aynı suçları partiyi kapattırmadan, hatta dava açılmasına bile fırsat tanımadan işlemeye devam etme kararlılığı taslağın birçok maddesinde açıkça kendini gösteriyor.

Yargıyı öylesine bir altüst etme ısrarı var ki en geniş yürekliler bile şüpheye düşüyor. Mesela paketin hazırlanış biçimi ve içeriği nedeniyle rahatsız bir kısım AKP milletvekilinin, itirazlarını belli etmek amacıyla yol aradıklarına dair haberler dolaşıyor.

İktidar kurmayları dün Türkiye’deki yabancı medya temsilcilerine açıklamalar yaptılar kapalı kapılar ardında.

“Değişiklikler AKP’nin laik kurumlara karşı yürüttüğü savaşın son aşaması mı?”

Bunu merak ettiler. Hakimlerin de aynı merakı duymaya hakları yok mu; var. Çünkü bağımsızlığını kaybetmiş bir yargının cumhuriyeti koruma kabiliyetini de tümden kaybedeceğini en iyi onlar bilir.

Ama uyarı görevlerini yapan yargıçlara Başbakan “Parti kursunlar” diye zılgıt çekiyor.

Oysa iktidar sahipleri devlet adamı gibi davranmaya çalışsa daha iyi olmaz mı?

Sınır aşırı adaletsizlik

Aslına bakarsanız yargı reformuna gerçekten ihtiyacımız var.

Ama şu anda pişirilen gibi değil, bunun tam tersini gerçekleştirsek belki daha iyi olacak.

Bakın Almanya’da İkinci Deniz Feneri Davası açıldı.

Aylar geçti bizim tarafta hâlâ çıt çıkmıyor.

İktidarın dayattığı sözde reform, siyasi kimlikli suçluları adaletten kaçırmanın cingözlükleri ile oya gibi işlenmiş bir hukuk cambazlığıdır!..

Bu reformu hazırlayan irade ile, Almanya’daki Türklerin 42 milyon Euro parasını dolandıran suç örgütünü yargılamak isteyen Frankfurt mahkemesinin adli yardım talebini savsaklayan, sonuçta “yandaş sanıklar”ı korumaya uğraşan irade aynıdır.

Deniz Feneri dolandırıcılığının talep ettiği adalete destek olmayan anlayıştan nasıl hayırlı bir iş bekleyeceğiz? Bekleyemeyiz.

Yandaşları koruma üstüne kurulması tasarlanan düzen, korkarız ki Türkiye’deki adaletsizliği Almanya’da bile duyuracaktır.

Yani uluslararası adalet sorunları doğuracaktır!

DİĞER YENİ YAZILAR