Akıllar başa!

Haberin Devamı

Başbakan’ın “Velev ki..” diye başlayan sözünün tetiklediği tırmanış dün şok edici bir gelişmeye ulaştı.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya “Laikliğe aykırı fiillerin odağı haline geldiği” iddiasıyla AKP’nin kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi’nde dava açtı.
Başsavcılık geç vakte kadar iddianameyi kamuoyuna açıklamadığı için suçlamaların tüm ayrıntısına sahip değiliz.
Ama iddianameye temel oluşturan nedenleri, Yargıtay C. Başsavcısı’nın
17 Ocak’taki önemli açıklamasında bulmak mümkündür.
Üniversitelerde türbanın serbest bırakılmasıyla ilgili tartışmalar devam ederken ve Başbakan Erdoğan’ın her türlü riski göze aldığını düşündüren iddialı konuşmaları gerginliği tırmandırırken Yargıtay C. Başsavcısı Yalçınkaya, “basın bildirisi” başlığı altında şu açıklamayı yapmıştı:
“Cumhuriyet’in temel ilkelerini, 85 yıllık kazanımlarını yok saymak, özgürlüğü çağdaşlaşma yerine dini esaslar çerçevesinde ele alarak etnik gruplara, mezheplere, ırkçılara haklar vermek olarak görmenin ve tartışmanın ülkeye yarar getirmeyeceği, halkı önce bilinçlendirmeye, ayrıştırmaya sonra da çatışmaya götüreceği açıktır..”
Şaka gibi geldi...
Bu açık bir uyarı idi. Başsavcı, türbanı serbest bırakma girişiminin doğuracağı vahim sonuçları hatırlatmakla kalmıyor “Bağımsız ve egemen olan her devletin, partiler üstü olan bir devlet politikası vardır” diyerek Anayasa’nın değiştirilemez hükümlerine iktidarı saygıya davet ediyordu.
AKP iktidarı bu uyarı mesajlarını alma basiretini göstermekte aciz kaldı yazık ki. Başbakan da, partinin öteki sözcüleri de duracakları yeri bilemediler.
Dine ve ulemaya referans yapmaya devam ederek laiklikten iyice koptukları yolunda bir kanaat doğacağını önemsemediler.
AKP önderleri, pek verimli işlettiklerine güvenerek mağduriyet politikasına devam etmemelidirler artık. Çünkü hata yapmışlardır.
Eğer Yargıtay C. Başsavcısı’nın iki kez yaptığı halka açık uyarıyı dikkate almış olsalardı büyük ihtimalle böylesine ağır suçlama içeren bir davanın muhatabı durumuna partiyi düşürmeyeceklerdi.
İddianamede Başsavcı’nın Başbakan hakkında siyasi yasak talebinde bulunduğuna dair haberler geldi.
Gerek Başbakan, gerekse ekibi, tarihi bir sorumluluk sınavı ile karşı karşıya bulunduklarını unutmamalıdırlar. Şu andaki şartlar onlardan soğukkanlı ve sağduyulu davranış bekliyor.
Fırsat da olabilir
Bütün modern devletler gibi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin de kendini savunma hakkı vardır. İktidarlar Anayasa içinde hareket etmek zorundadır. Aykırılıkları Anayasa Mahkemesi denetleyecek ve karar iradesine mutlaka kamu vicdanı yön verecektir.
Bu çağda Türkiye, parti kapatan bir ülke olarak çıkmamalıdır dünyanın karşısına.
Ama Başsavcı’nın girişimi de tepkiyle değil, anlayışla karşılanmalıdır. AKP hep laiklikle sorunu olan bir parti gibi göründü. Bu olumsuz imaj son seçimden sonra arttı.
Dava süreci bütün taraflar için fırsattır. Özellikle iktidar için..
AKP önümüzdeki dönemde laikliğe bağlılığı konusundaki şüpheleri giderecek eylem ve söylemleri benimserse yalnız kendine değil ülkeye de iyilik eder.
Cumhurbaşkanı Gül kapatma davası ile ilgili olarak “Türkiye ne kazanır, ne kaybeder herkes düşünsün” dedi.
Bu tehdit kokan yanlış bir mesajdır.
Cumhurbaşkanı, iktidar partisini kapatılmaktan kurtaracak tutum ve zihniyet değişimlerine özendirmelidir!

DİĞER YENİ YAZILAR