The Times gazetesi, Türkiye'yi yönetenlerle dalgasını geçmiş: "Türkiye bu savaştan çıkarken elinde temiz bir vicdan dışında hiç bir şey olmayacak.."
Bu tespitin tercümesi şudur:
"Türkiye avucunu yaladı!"
Suçlusu kim bunun? Bizim Murat Birsel cevaplamış dün:
"Vicdanı hür, vizyonu kör" adamlar!
Tarihin gördüğü en büyük askeri güç olan Amerika hukuku çiğniyor, dünyaya meydan okuyor.. Bu doğru ama şükür ki Avrupalılardan farklı olarak verdiği sözden dönmüyor.
Kerkük ve Musul'un Kürtler tarafından işgaline yönelen itirazlarımıza "Ne yapalım; önce ümit verip sonradan cayarak Kuzey Irak'ta Kürt güçleriyle işbirliği yapmaya bizi siz mecbur ettiniz" diyebilirlerdi.
Bunu yapmadılar ve derhal harekete geçmek yanında bu iki kentte kontrolü ele aldıklarından Türkiye'nin emin olması için 15 Türk subayını gözlemci olarak davet ettiler.
Bilgi, vizyon ve basiretten yoksun vicdan özgür olunca ne yapar gördük!
"Kızı başıboş bırakırsan ya davulcuya varır ya zurnacıya" demiş atalarımız.
Yönetim katlarını işgal eden pusuladan yoksun vicdanlar da işte Saddam'a akti. Ve bu siyaset suçu, tarihin ve talihin altın tepsi içinde sunduğu fırsatları Türkiye'ye kaybettirdi.
Tezkereyi meclisten çeviren oyları verenler "Türkiye hayır derse Amerika, savaşın uzayacağından ve çok zayiat vereceğinden korkarak saldırmaktan vazgeçer" demişlerdi.
Savaş Türkiye'siz üç haftada bitti.
Bu askeri zaferi koalisyon güçleri, bizde iki otobüsün hendeğe ucmasıyla verdiğimiz kurban sayısı kadar bir zayiatla elde ettiler.
Şimdi bu dehşetli yanılgı, hür vicdanlann uğradığı bir kaza mıdır, yoksa o koltuklarda bir gün bile oturmaması gereken boş kafaların işlediği cinayet mi?
Tezkere geçseydi Türkiye yine savaşa girmeyecek fakat savaşın erken bitmesinin, zayiatın şaşılacak kadar az olmasının nimeti sayılarak yüceltilecekti.
Ekonomisini canlandırmak için kullanacağı 26 milyar doları almanın yanında önce Irak'ın, sonra bölgenin geleceğinde başrol oyuncusu olacaktı.
Nasıl bir temiz bir vicdansa bu, Türkiye'nin geleceğini temize havale ettiler!
Savaş var, yağma var..
CHP muhalefeti AKP iktidarının devlet içindeki kadrolaşmasını meclise getiriyormuş..
Erdoğan'ın Başbakan olmasından sonra 200'e yakın atama kararnamesi Köşk'e gitti. Sezer 90'ını geri çevirmiş ama ne kadar direnecek? CHP partizanca atamaların 159 olduğunu öne sürüyor.
Gül, kısa başbakanlık döneminde basın ve halkla ilişkiler müşaviri diye 50 kişi almış.
Savaş Irak'ta otorite boşluğu yaratıyor, halk devlet dairelerini yağmalıyor..
Bizde ise kamuoyunun savaşa kilitlenmesi, toplumsal denetim boşluğu yaratıyor ve devlet kadroları yağmalanıyor!
Akıldan bağımsız özgür vicdanlar!
The Times gazetesi, Türkiye'yi yönetenlerle dalgasını geçmiş: "Türkiye bu savaştan çıkarken elinde temiz bir vicdan dışında hiç bir şey olmayacak.." Bu tespitin tercümesi şudur: "Türkiye avucunu yaladı!"
Haberin Devamı

