Akıl verelim, o kadar!

Haberin Devamı

Türkiye bölgesel güç olarak Müslüman toplumları sürüklendikleri kan ve ateş denizinden çıkarmaya çalışıyor.

Bu kolay bir iş değil.

Meselâ Mısır halkının Mübarek’ten kurtularak amacına ulaştığı sanılmıştı. Oysa Tahrir Meydanı dün Arap Baharı’nın en kanlı günlerinden birine sahne oldu; 35 kişi öldü.

Karmaşadan yararlanan topluluklar otorite oluşsun istemiyor.

Türkiye ise “din kardeşi” saydığı toplumları bir demokratik otoriteye kavuşturmak için uğraşıyor.

Dün İstanbul’da Türk Diyaneti’nin ev sahipliğinde “Afrika Kıtası Müslüman Ülke ve Toplulukları Dini Liderler Zirvesi” yapıldı.

Ankara, adres seçtiği toplumlara, din zeminini kullanarak ulaşmaya çalışıyor.

“Sen de gideceksin”

Başbakan dün dini liderler üstünden Esad’a etkileyici mesajlar gönderdi:

“Aynı kıbleye dönen, Allah’a ve onun peygamberine inanan insanların bu şekilde öldürülmesini kabul etmemiz mümkün değil. Eğer lider olarak kendine güveniyorsan sandıkları açarsın. O sandıklar seni iktidara getiriyorsa iktidar olursun, ülkeyi yönetirsin. Ama tanklarla toplarla iktidar bir yere kadar. Gün gelecek sen de gideceksin. Çünkü o koltuklar baki değil!”

Bu mesajın Suriye diktatörü tarafından alınıp gereğinin yerine getirileceğinden Başbakan Erdoğan ne kadar emin olabilir?

Unutmamak gerekir ki ülkenin ana muhalefet partisi AKP’nin başkalarına demokrasi dersi vermesini şaşırtıcı buluyor.

Oyuna gelme riski

CHP Grup Başkanvekili Tarhan Türkiye’de “yaşama hakkı ile adil yargılanma hakkının ayaklar altında olduğu bir dönem” yaşadığımızı söylüyordu dün.

İktidarın akıl verme iddiasına lâyık olacak kaliteye sahip bir demokrasi kurup işletmesi tabii ki idealdir.

Ekonomik ve siyasal alanda kazandığı gücü uluslararası ihtilâflara taraf olarak kullanmak istemesi de yanlış değildir.

Yanlış olan hesap hatası yaparak maceraya atılmaktır.

Sormak lâzım;

Afganistan ile Irak’a kendi askeri ile müdahale eden ABD acaba sonraki operasyonlarında başkalarını, bu arada bizi mi kullanmak istiyor?

Oyuna geliyor olabilir miyiz?

Bölgesel güç olmak, Türkiye’ye taraf olmadığı ihtilâflara karışması mecburiyetini yüklemez.

Hatta belki eskisinden daha özenle böyle belâlardan uzak durmasını gerektirir.

İşte dün “Kafkaslar Emirliği” adlı bir Çeçen grubunun intikam tehdidine hedef olduk.

Örgüt lideri, İstanbul’da iki ay önce üç Çeçen’i öldüren Rus ajanların Türk istihbaratından kolaylık gördüklerini, bunun cevapsız kalmayacağını söyledi.

İntikam hevesine kapılmış bir Esat, elindeki PKK kozu nedeniyle Türkiye’nin güvenliğine ayrılıkçı Çeçen gruplarından çok daha ağır zararlar verebilir.

Türkiye Suriye sorununda silâhlı taraf olmamalı;

Dersim gibi “cambaza bak” oyunları ile toplumun dikkati dağıtılmamalı;

Ülke yabancı ajanların av sahası durumuna düşmemeli!

DİĞER YENİ YAZILAR