Akıl varsa

Haberin Devamı

Başkan Bush’un “anlık istihbarat” vaadinin üstünden on gün geçti; daha ne kadar bekleyeceğiz?

BM eski Genel Sekreteri Annan İstanbul’da yapılan “Kalite Kongresi”nde Amerika ile Irak’ın Türkiye’ye yönelik terörist saldırılara karşı sınırları korumak sorumluluğu altında olduklarını söylerken meşru savunma hakkımızı dolaylı yoldan teslim ediyordu.

Ama hemen sonra fren:

Burası zaten “dünyanın en endişe verici bölgesi”dir ve yeni bir askeri operasyonu kaldıracak durumda değildir. “Bu yüzden sizlerden de basiretli olmanızı, sabırlı olmanızı rica ediyorum!”

Şehit cenazeleri gelmeye devam ederken Türkiye’yi kim hangi nedenle daha fazla beklemeye razı edebilir?

Türk halkının devlete güvenini kaybetmesine hiç bir iktidar katlanamaz.

Çünkü bu, ulusal gururun incinmesi ile sınırlı bir kayıp değildir.

Türkiye’ye karşı terör şantajının işe yaradığı inancının da davet edilmesi gibi bir felâkettir! O nedenle Kofi Annan basiret çağrısını Amerika’ya yapmalı.

Çünkü rolünü iyi oynayan bir Türkiye’nin bölge ve dünya barışına ne kadar yardımcı olacağı farkedilmiştir.

Jarusalem Post’ta dün çıkan bir yorum, adil ve tarafsız imajını kaybeden Amerika’nın yerine gösterişten uzak bir iyi niyet diplomasisi izleyen Türkiye’nin umut olarak yükseldiğini yazdı.

Bir gün önce Atlantik’in iki tarafında da her zaman önemsenen İsrail Cumhurbaşkanı Peres, dinler arasındaki çatışmaları bitirebilecek potansiyele sahip Türkiye’ye AB’nin kapılarını açmamasını anlayamadığını belirterek önemli bir mesaj vermişti.

Türkiye’yi Kuzey Irak’a karşı tek başına harekete geçme mecburiyetine sokacak bir ihmali Washington’un aklı varsa göze almaması gerekir.

Ama Bush ile akıl ve basiret aynı yerde mi?

***


Yargı olmazsa linç olur!..

DTP’lilerin bölücü söylemleri üzerine MHP lideri Bahçeli bir öneride bulundu.

Terör ve bölücülük suçlarının derhal milletvekili dokunulmazlığı kapsamından çıkarılmasını istedi.

Değişiklik, bu suçu işleyenlerin yakasına yargının meclis kararı beklemeden yapmasına imkân verecek.

Normal olarak iktidarın “Dokunulmazlıklar zaten halkı rahatsız ediyor. Milletvekilleri için kürsü dokunulmazlığı dışında hiç bir koruma olmasın” demesi lâzım ama AKP Genel Başkan Yardımcısı Fırat bakın ne dedi:

“Savcılar fezlekelerini hazırlar, meclise gelir, suç görülürse meclis dokunulmazlığı kaldırır. Ama meclis hiçbir zaman lincin vasıtası olmaz!”

Suçlanan bir milletvekilini yargının adaletine teslim etmek niçin linç sayılıyormuş, sormak lâzım.

Bir milletvekilinin yargılanıp yargılanmamasına savcının, hakimin değil de meclisteki siyasetçilerin karar vermeleri değil midir asıl linç olayı?

AKP’nin yargıya güvensizliğinden ve hukukun üstünlüğüne inançsızlığından üreyen bu kaçış, hukukun linç edilmesi olmuyor mu?

DİĞER YENİ YAZILAR