Akıl için yol bir

Haberin Devamı

Bölücü terör içerden, diktatörlerin komşu halklara reva gördüğü zulme “dur” deme mecburiyeti dışardan bizi güçlü olmaya mecbur ediyor.

Dün yabancı medyanın Türkiye’nin bir anda kendini savaş içinde bulabileceği yorumları yaptığını yazdım.

Bu hassasiyeti gözetmenin ilk şartı TSK’nın savaş kabiliyetini en kısa zamanda en yüksek noktaya yükseltmektir.

Hem fiziki yönden hem moral açıdan.

Devlet krizi vahameti taşıyan YAŞ sürecini ağır bir tahribata meydan vermeden aşmak iktidarın başarısıdır ama yangına körükle gitmeyen muhalefet de ülkenin şansı olmuştur.

Kendiliğinden oluşan bir mutabakat, sivil iradenin üstünlüğünü tescil eden operasyonun kazasız atlatılmasını sağlamıştır.

İktidar yaşanan tecrübeden sonra şundan emin olabilir:

Muhalefet takdiri hak ediyor..

Ordunun demokratik rejimde olması gereken yerde oturup oturmadığının öncü göstergelerinden biri Genelkurmay Başkanı’nın hiyerarşideki yeridir.

CHP lideri iktidara çağrıda bulundu.

“Verin teklifi destekleyelim. Genelkurmay’ı Savunma Bakanlığı’na bağlayalım” dedi.

O kadarla kalmadı, internet andıcının savunulacak yanı bulunmadığını belirterek böyle somut delile dayalı davaları, “orduyu infaz” etme amaçlı iftiralardan ayırdıklarını söyledi.

MHP lideri Bahçeli de açıklamasında doğru tesbitler ve akılcı öneriler yaptı.

Bahçeli’ye göre asıl mesele “TSK’ya yönelik üzeri hiç küllenmeyen kin ve kızgınlık”tır ve iktidar bu duygunun etkisi altında YAŞ toplantılarını çekişme alanı haline sokmuştur.

Devlet krizinin yine de söndürülmesi iyi bir şanstır ama “artık iktidar TSK’ya yönelik yargısız infaz girişimlerinden uzaklaşmalıdır.”

Muhalefet Silivri kapatılsın demiyor.

Yargı süreçlerinin hızlandırılarak sonuçlandırılmasını, gerçekten darbe heveslileri bulunuyorsa bunların TSK’dan temizlenmesini, ordunun yıpratıcı tartışmaların içinden süratle çıkarılmasını istiyorlar.

Bunu millet ve vatan sevgisi taşıyan demokrasi ve adalet değerlerine bağlı herkes istiyor!

Savcılara göz dağı...

Deniz Feneri soruşturmasına bakan iki savcı hakkında inceleme başlatılması ve davaya ait 137 dosyaya müfettişlerin el koymaları ne anlama geliyor?

CHP Meclis Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan’ın iddiası şu:

“Deniz Feneri iktidarın kara kutusudur ve kapatılmak istenmektedir!”

Tarhan’a göre HSYK kararıyla yapılan müdahale davayı yürüten savcılara gözdağı verme amaçlıdır ve “şaibeli bir müfettiş raporu ile soruşturmanın üzerinin örtüleceği artık sır değildir.”

Savcıların traji komik bir kaderi var.

Delillere erişmek için Almanya’ya gidip Deniz Feneri’nin oradaki sorumlularını mahkûm eden ve “asıl suçluların Türkiye’de” olduğu kanaatine ulaşan mahkemeye haftalarca misafir oldular, yüz klasörü aşkın belgenin fotokopisini çektiler.

Tam burada işleri hızlandırmışlardı ki müfettişler delillere el koydu.

Şimdi çok gerekli belgeler için müfettişlerden izin alıp fotokopinin fotokopisini çekecekler!

Asıl sorun şu: Korkutulan savcıların, dava ile bağı zayıflatılmıştır.

Dosyalar savcılardayken gizlilik korunmuştu. Şimdi sanıklar, delillere ulaşabilir, hatta arama kararlarını önceden haber alabilir.

Kimse de sorumlu tutulamaz.

Çünkü ne de olsa yargı bağımsız!

DİĞER YENİ YAZILAR