Burası Türkiye.. İktidarlar değişebilir ama soygunlar, hortumlar baki kalır bu ülkede..
Kanser tedavisinde kullanılan "Neo Recormon" adlı ilâç, rekordan rekora koşan yolsuzlukların yeni rekoruna adını yazdırdı.
İlâç biri 2 binlik, öteki 5 binlik iki farklı dozda üretiliyor. İlâcı üreten firma 2 binlik olanı ecza deposuna 88 milyon liradan satıyor. Fakat aynı ilaç için Başkent Üniversitesi'nden 173 milyon, SSK Aydın Hastanesi'nden 231 milyon lira alıyor.
Aynı şekilde 5 binlik ilâç ecza deposuna 285 milyona, fakat Başkent Üniversitesi'ne 462 ve SSK Tepecik Hastanesi'ne 617 milyon liraya veriliyor.
Sadece SSK'nın bir yıl bile dolmadan uğradığı zarar 11 trilyon liradır. Üniversitelerin yediği kazık ayrı..
SSK bu ilâcı değil toptan olarak üretici firmadan, tek tek eczaneden satın alsa daha az para ödeyecektir.
Nasıl iş bu?
İşte üretici firmanın cevabı:
"İhale Yasası'na aykırı bir durum yok. İlâcı ihale ile alıyorlar."
Yani... Kazsa, kazıkla!
Hayır, buna inanamayız. Rahmetli Özal "Benim memurum işini bilir" derdi. Bu alış verişi yapanlar kaz olamaz. Kaz bizleriz, bizi yoluyorlar!
SSK'nın açıklarını millet olarak biz kapatıyoruz. Ve açlık sınırında bir aylığa mahkum edilen SSK emeklileri muhtaç yaşamları ile finanse ediyorlar bu ahlâksızlığı.
Dokunulmazlık zırhı içindeki bakanlar da "devletlû yaşam"larını riske sokmamak için "babayasa"nın emrine uyup sadece bakıyorlar.
Kara partilerin iktidarından kaçan milletimiz, kendine "Ak" adını koyan partinin iktidarında da soyulmaya devam ediyor!
Şeytan nerede saklanıyor?
Dokunulmazlıklara dokundurmama inadını sade vatandaş anlayamıyor.
Bu inadın sebebini bilenler ise anlıyor ama onlar da kabul edemiyor.
Ülkedeki pek çok yolsuzluğun, yetki suiistimalinin ve siyasi sömürünün çelik yeleği olan bu ucube ortadan kalksa Türkiye'de meselelerin yarısı kendiliğinden çözülecektir.
Yargı denetimi devreye gireceği için siyasi ahlâk sigortaya kavuşacaktır.
Ulaştırma Bakanı, bilimin yaptığı cinayet uyarısına rağmen dünyada benzeri olmayan hızlandırılmış trene, Başbakan'a kırmızı şef tren kasketi giydirip suça ortak ederek hareket emri verdirmiş, göz göre göre katliama sebep olmuştur.
Siyaset bilime ve tekniğe baş eğdirmiş, görev suiistimali ve yetki gasbı suçu işlenmiş, sonuçta 37 insan öldürülmüştür.
Bunun hukuktaki adı "bilinçli taksir" dir. Cezası çok ağırdır.
Dokunulmazlık olmasa, partisinin kendisini yargıdan kaçıracağına emin olmasa Ulaştırma Bakanı böylesine ağır bir suçu işlemeyi göze alamazdı. Haydi bir hata yaptı, istifada direnip bütün hükümeti bu suçun ortağı durumuna düşürmezdi.
İktidar, dokunulmazlığın kendilerini koruduğunu sanıyor. Oysa dokunulmazlık, şeytanın sunduğu bir cesaret iksiridir ve siyasetçilerin başlarını belâya sokuyor. Pamukova katliamı bunun ibretidir.
Bu ibretten yararlanacaklar mı?
CHP'nin verdiği gensoru önergesine yönelik iktidar hazırlıkları, kafaların değişmediğini gösteriyor. Allah akıl versin!
Ak mı, kara mı? Hepsi aynı..
Burası Türkiye.. İktidarlar değişebilir ama soygunlar, hortumlar baki kalır bu ülkede..
Haberin Devamı

