Başbakan Erdoğan'ın yedi mitingine katılan Ruşen Çakır'ın bir tespiti bugün manşetimiz oldu. Erdoğan ve öteki AKP sözcüleri "bir kısım medya" sloganını artık hiç kullanmıyor. Çünkü "dikensiz gül bahçesi"nde hükümet etmenin imtiyazını yaşıyorlar.
Peki "bir kısım medya" nerede? CHP lideri Baykal dün şöyle dedi: "Cumhuriyet tarihinde hiçbir hükümete bugünkü hükümete verilen destek verilmemiştir.
Ancak otoriter, totaliter rejimlerde görülebilecek ölçüde bir destek kendisini göstermektedir. Bu bir garabet, bir rejim sorunudur.." Önce şu tespiti yapmak gerekiyor: Bu iktidarı, Türkiye'nin yolsuzluk, iltimas, yağma, türlü baskı ve kanunsuzluklar yüzünden çürümüş siyasetini sandıkta tasfiye eden halk iradesi iş başına getirdi.
Tarifi ters yüz oldu
Halk AKP'nin "değiştik" taahhüdüne kredisini sürdürmektedir. Çünkü AB, Kıbrıs ve ekonomi politikalarındaki icraat halka umut vermektedir. Buna karşılık CHP, dağınık muhalefeti bütünleştirecek çözümler üretecek yerde Batı karşıtı, devletçi, statükocu ve popülist görüntüler vererek sol parti kimliğinden uzaklaşmaktadır. Laiklik tartışmaları zemininde yaratmaya çalıştığı fırsatı da AKP'nin tabanındaki radikalleri kontrol etmesi önlemektedir.
Bu gidişin fotoğrafı 28 Mart'ta çekilecek ve o gün 3 Kasım'a göre daha büyümüş bir AKP çıkacak. Şimdiden görünüyor..
Eskiden de iktidarın lütuflarını bekleyen, bunları hak etmek için eğilip bükülen medya kuruluşları vardı. Ama onlar bile seçim yaklaşırken menfaatlerinin halka dönmekte olduğunu görürlerdi.
28 Mart seçimi öyle bir değişim vaat etmiyor. Bu bir.. İkincisi ve asıl önemlisi şu ki iktidar-medya ilişkileri temelinden değişmiştir. Şimdi "bir kısım medya" muhalefeti değil, teslimiyeti ifade ediyor.
Kör uçuş riski var
Bankaları batmış grupların yaşaması, iktidarın merhametine bağlıdır. O gruplar da, ellerindeki medya kuruluşları ile suskun gazeteler ve pembe ekranlar sunarak bu merhameti hak etmeye çalışıyorlar.
Oyuna direnen de devletleştiriliyor! VATAN gazetesini işte bu tecrübelerin ışığında oluşan ihtiyaç yarattı. Devletle alışverişi olmayan, merhamete ihtiyacı bulunmayan, halkın sesini korkmadan yansıtan, cumhuriyet değerlerini cesaretle savunan medya, demokratik toplumun en sağlam güvencesidir.
Biz bağımsız kimliğimizle bu garantiyi veren gazete olmanın onurunu hiçbir çıkara veya baskıya feda etmeyeceğiz. AKP iktidarının dokunulmazlıklardan irticai kadrolaşmaya ve içinde pusuya yatmış çağ dışı özlemlere kadar yığınla sorunları var.
Tayyip Erdoğan, başarıya ulaşmak için susturdukları medyaya değil, asıl VATAN gibi gazete ve TV'lere muhtaç olduklarını bir gün mutlaka anlayacaktır. Dileriz çok geç kalmadan anlar.
Ah nerede vah nerede
Başbakan Erdoğan'ın yedi mitingine katılan Ruşen Çakır'ın bir tespiti bugün manşetimiz oldu. Erdoğan ve öteki AKP sözcüleri "bir kısım medya" sloganını artık hiç kullanmıyor. Çünkü "dikensiz gül bahçesi"nde hükümet etmenin imtiyazını yaşıyorlar.
Haberin Devamı

