Değişimin değişmez dinamiğine ters düşmek... Kimler işlemiş bu hatayı?
Tabii AKP’yi suçlayanlar...
Anayasa Mahkemesi’nde Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek AKP’ye yönelik suçlamaların, eski yargılardan kaynaklandığını iddia etti.
Ve buna itiraz etti.
Şu tesbitine ben de katılıyorum:
“Bir zamanlar Nazım Hikmet’e kimler karşı idi şimdi kimler şiirini okumaktadır? Doğru olan bugünküdür.”
Çiçek, çeyrek yüzyılda fikirlerimizin çok değiştiğini dün AB’ye ve özelleştirmeye karşı olanların bugün bunları savunduğunu hatırlatarak “Dünün yasak fikirleri bugünün siyasi çözümleri olarak karşımıza çıkabilmektedir” dedi.
Son yılın faturası
Bu genel doğrular özelde AKP’yi aklamaya yeter mi?
Korkarız hayır.
Çünkü değişime milyonlarca seçmen, Tayyip Erdoğan’ın “Milli Görüş gömleğini çıkardık” sözlerine inanarak şans tanımış, destek vermiş ve iktidar partisinin oy oranını yarı yarıya yükseltmiştir.
Yani Cemil Çiçek’in savunma stratejisi, başarısı sınanmış bir denemedir.
Ancak sorun şu:
AKP 22 Temmuz’da halka “değişimin dinamiği bizi merkez partisi yaptı” diyerek, ayrıca söylem ve eylemleri ile bu iddiasına zarar vermediği için seçimi kazandı.
Aynı mesaj şimdi Anayasa Mahkemesi yargıçlarına inandırıcı gelebilir mi?
Korkarız ki hayır.. Çünkü kapatma davası, son yılın ürünüdür. 22 Temmuz seçiminde elde edilen büyük başarının hazımsızlığı ve sarhoşluğu nedeniyle işlenen günahların faturasıdır.
Misilleme silâhı
Özetlersek... Değişimin ödüllerinden yararlanan AKP onları kalıcı kılacak basireti gösterememiştir.
Üstelik kapatılma korkusunun yarattığı travma daha büyük yanlışlara sürüklemiştir. Ergenekon soruşturması, bağımsız yargının olağan işleyişi içinde yürümeliydi. Öyle olmadı, iktidar onu karşısındakileri “yaklaşmayın yakarım” diye tehdit eden kabadayının silâhı gibi kullanmaya kalkıştı.
Bu izlemeler, dinlemeler, ihbarlar, komplolar, baskınlar, suçlamasız gözaltılar ve zından dönemlerine has ölümcül tutuklamalar Türkiye’yi güvensiz ve kasvetli bir ülke haline getirdi.
Bir başarı ancak bu kadar berbat edilebilirdi. AKP bunu yaptı!
AKP’nin ihtiyacı, değişim umutlarının ölmediğine halkı inandırmaya çalışmaktır.
Ama kavga ederek olmaz.
Kavgadan vazgeçmek Ergenekon soruşturmasından vazgeçmek değildir. Sadece Başbakan’ı o meselede polis müdürü rolü oynayarak hınç çıkarma zevkinden vazgeçmeye razı etmektir. Yani yargıyı rahat bıraksınlar yeter.
Tabii bir de her sözü tahrik kokan Bülent Arınç’ı dava bitene kadar konuşturmamak.
Arınç Ergenekon’u yorumlarken “Türkiye bağırsaklarını temizliyor” demiş. İğrenç bir benzetme...
Adalet öteki eliyle de şeriatçilikle suçlanan AKP’yi yargılıyor.
Bu durumda Türkiye neyini temizliyor?!
Ah değişebilsek!..
Haberin Devamı

