Türkiye'yi izlerken başım dönüyor. Çifte standartlar, aklı başında herkes gibi beni de üzüyor, utandırıyor.
Meselâ Kuzey Irak'taki Kürtlerin federasyon kurma çabalarına itiraz ederken Kıbrıs'taki haklı taleplerimizi dinamitlediğimizi görmüyor veya başkalarının görmeyeceğini sanıyoruz.
Kıbrıs Türkleri çok acı çekti, Rumlarla tekrar iç içe yaşayamaz.
Doğru ama aynı şey Irak'taki Kürtler için geçerli değil mi?
Geçmişte kimyasal silâh saldırısına uğrayan ve savaşta Amerika'nın yanında yer alan Kürtleri, Arap unsurların intikamından koruyacak başka çare var mı?
Geçelim... Erbakan sahtecilikten hapse hüküm giydi ve siyasi haklarını kaybetti. Aynı davanın sanıklarından Abdullah Gül dokunulmazlığı nedeniyle kurtulmakla kalmadı, iktidar gücünü kullanıyor.
Uydur-kaydır..
Gül bunun hesabı sorulduğunda "Benim eşitlerim beraat ettiler. Ben de beraat etmiş sayılırım" demeye gelen savunmalar yapıyor. Gelin dokunulmazlıkları kaldırın, "emsal yoluyla aklanma" maskaralığından kurtulalım değil mi? Hayır!
Olayın öbür yüzü de facia: Erbakan'ı hapisten kurtarmak bir insanî sorunsa, devleti gülünç duruma düşürmeden bunu çözmek gerekir. Cumhurbaşkanı affedebilir veya iktidar 75 yaşını aşan hükümlüler için "ev hapsi" seçeneğini getirebilir.
Yazık ki bu sorun da başka bir maskaralıkla çözümlendi.
Yarım saatlik otopside bile bulunamayacak hastalıklar "turp gibi hoca"ya yamanıp cezası ertelendi. Cumhurbaşkanı ve iktidar kurtuldu ama devletin ciddiyeti ve itibarı yine yerle bir oldu.
Halkın özlemi
Başbakan Erdoğan ahlâk ve dürüstlük üzerine konuşmaya bayılıyor. İyi de sahip olduğu şirketlere bir yenisini eklemesi ne oluyor?
Rakiplerinde görmek istediği faziletler niçin kendisine borç olmuyor?
Dini siyasetten, siyaseti ticaretten ayırmak çağdaş liderliğin şartı değil mi?
AKP'yi iktidara getiren "değişim" iddiası, halkta özü-sözü bir siyasetçiler döneminin başlayacağı umudunu uyandırmıştı.
AKP bu krediyi yiyor.
Önceki gün bütçe görüşmelerinde CHP adına konuşan Kemal Derviş hem akıllıca eleştiriler yaptı, hem yapıcı önerilerde bulundu, hem de ekonomideki başarılar nedeniyle iktidarı kutlayıp başarılar diledi.
Ve dün elektronik postama bu kişilik ve siyaset üslubundan etkilenen okurlarımın mektupları geldi. Çoğu Kemal Derviş'in "ilerde bize iyi bir Cumhurbaşkanı" olabileceğini yazıyordu.
İlkeli, adil ve âkil adamlara özlem o kadar büyük ki...
Ah bu çifte standartlar
Türkiye'yi izlerken başım dönüyor. Çifte standartlar, aklı başında herkes gibi beni de üzüyor, utandırıyor
Haberin Devamı

