Körler fili böyle tarif ederler!
Konuşma Silâhlı Kuvvetler'in iki temel hassasiyetini vurgulamıştır. Bunlardan biri devlet ve ülke bütünlüğünü garanti eden üniter yapı, diğeri ise laik demokratik rejimi koruma bağlamında irtica ile mücadeledir.
Türkiye'ye ihale edilen "Ilımlı islâm" modelini AKP iktidarı suskunlukla karşılamıştır. Orgeneral Özkök'ün güçlü itirazı bu bakımdan öncelikle siyasi iktidarı muhatap almıştır.
Komutan, dini bireysellikten çıkararak onu toplumun talepleri olarak siyasete yansıtma gayretlerinin arttığını belirttikten sonra irticai örgütlerin "bu dönemde" kamu kurumlarına yönelik kadrolaşma çabalarının önemli mesafe kaydettiğini söylemiştir.
Bu uyarının adresi de AKP iktidarıdır.
İlk uyarı değil
İktidar partisinin konuşmaya gösterdiği tepkiyi en hafifinden "vurdumduymazlık" diye tarif edebiliriz.
AKP Genel Başkan Yardımcısı Fırat, Orgeneral Özkök'ün değerlendirmelerini "aklı selimin toplamıydı" diye övdü dün. "Böylesine aklı selim sahibi bir devlet adamına sahip olduğumuz için mutluyum" dedi.
* İyi de, irticai kadrolaşma konusunda ne diyorsunuz, ne yapacaksınız?
İşte cevabı: "Türkiye'ye yönelik her türlü yıkıcı faaliyetin üzerine gitmekte kararlıyız. İrtica da bunlardan biridir. Var ise böyle tehlikeler, iktidar, yargı ve diğer kurumlar üzerine gider. Devletin kendini koruma mekanizması vardır. Ek tedbire de ihtiyaç yoktur.."
Dinci kadrolaşma konusunda yapılan ilk uyarı değildir bu.
Daha bu ayın başında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Nuri Ok "Laiklik karşıtlarının ülkemizde güçlenme ortamı buldukları ve devlete sızdıkları bir gerçektir" demişti.
Cumhurbaşkanı Sezer de, atama kararnamelerini geri çevirdiği kişilerin "vekâleten atama" yoluyla kilit noktalara getirilmesine itirazını bir mektupla Başbakan'a bildirmişti.
Uyutma taktiği
Dünkü yazımda bu eleştirilerin niçin Milli Güvenlik Kurulu zemininde seslendirilip takip edilmediğini sormuştum.
Dün öğrendiğime göre bu görev yapılıyor fakat iktidar bildiğini okumaya devam ediyormuş..
Başbakan Erdoğan "Milli Görüş gömleğini çıkardık" demişti ama siyaset üslubu belli ki sürüyor. Buna "Rüzgârdaki başaklar taktiği" diyorlar.
Esinti güçlenince eğilir, rüzgâr durulunca dikleşir, büyümeye devam edersin..
Orgeneral Özkök'ün sözlerini "ağanısın, pasamsın" övgüleri ile örtmek ve unutturmakta bu taktik işe yarar mı?
Eğer siyaset ve sivil toplum sahiplenmez, demokratik sorumluluklarına sahip çıkmazsa olacağı odur.
Demokrasi istiyorsak, askerin sırtından bu yükü devralmamız lâzım.
Ağamsın, pasamsın
Türkiye'de sorun çözücü siyaset kültürü bir türlü yerleşemiyor. Neden mi? İşte Genelkurmay Başkanı'nın net mesajlar içeren konuşması. Dün baktık konuşmayı hemen tüm gazeteler farklı bir açıdan değerlendirmişlerdi
Haberin Devamı

