Seçime üç ay kaldı. İşler düzgün giderken çarçabuk geçer bu zaman. Ama bizdeki durumda?.
Başbakan Erdoğan’ı ve cemaatin başı Gülen’i dinlerken eminim halkın önemli bir kısmı korkuyordur.
Gerek ateşe dönmüş öfkeleri ve gerek zehir saçan söylemleri ile yarattıkları siyasi atmosfer, normal insanların taşıma gücünü çok çok aşan bir ağırlıktır.
Bizim naif demokrasimiz üç ay taşıyamaz bu gerilimi.
Başbakan kızınca ağzına geleni söylüyor. Son sözlerinden biri tehditti:
“Bunlar uluslararası çete; inlerine gireceğiz, ellerini kıracağız..”
Bu tehdidin adresi Gülen cemaatidir. Cemaatin başı son defasında kendisine bağlı olanları bile şaşırtan ve sağlık endişesi yaratan bir konuşma yapmıştır.
Operasyonu yürüten polis şeflerini dağıttığı için iktidarı beddualara boğmuştur.
Bir din adamı siyasi işbirliği yaptığı birine bu kadar büyük kötülükler lâyık görür mü?
“Allah evlerini ateşe salsın, yuvalarını yıksın, bir şey olmaya imkân vermesin!”
Demokrat Yargı Derneği Eş Başkanı Gazi Ertekin, AKP’nin yeni “sahibi” kim olacak; bu belli olana kadar kavganın süreceğine inanıyor.
CHP’li Emine Ülker Tarhan da işaretlerin benzer rezaletlere açık bir gelecek vaat ettiğini belirterek “dalga” geçiyor:
“Onu yedirmeyiz, bunu yedirmeyiz diye diye diyetisyene dönen Başbakan’a sormak gerekir; kundura aromalı dolarları yedirmek caiz midir?”
Kavganın sertleşmeye ne kadar elverişli olduğu hemen fark ediliyor. Siyasi havanın bu gerilimden etkilenmesi hâlinde iyi şeyler olmayacağını ekonomistler söylüyor.
Uzun sürede oturtulan dengeleri yerinden oynatmanın, iktidarı değiştirecek bir seçim bile geçirsek kimseye yararı olmayacağını unutmamak lâzım.
Bu dilek, son yolsuzluk olayının unutturulması önerisinden ilham almıyor.
Yargı olayı çözmek ve “en tepe”deki her kimse, onu projektörün önüne çıkarmak dâhil her şeyi yapmalıdır. Adalet için, ibret için.
Ama demokrasinin kendini savunacak başka imkânları da var:
Meclis soruşturması açtırmak...
Gerçeği parlamento zemininde de aramak...
Denetimin hiçbir türüne razı olmayan bir iktidar rejim için de kendisi için de tehlikedir!
Bir yasak daha
Medya dünyamızın bir bebeği daha oldu. Gözümüz aydın.
Sansürlerimize bir kardeş daha geldi.
Halbuki AKP üç “ye”ye karşı güvence vermişti.
Yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklar son bulacaktı.
Dün polis müdürlüklerine girmekten gazeteciler menedildi.
Yöneticilerimizin karakolda göstermek istemedikleri ne olabilir?
Bu karar, polis devleti ihbarı yapıyor!
Adil ve demokrat
Haberin Devamı

