Kennedy Amerika’nın sevilen başkanlarından biriydi. Yemin töreninde (20 Ocak 1961) yaptığı konuşma ünlüdür.
John F. Kennedy, aktif birer vatandaş olarak yaşamaya çağırdığı Amerikalıların kendilerine her gün “Ülkem benim için ne yapabilir yerine ben ülkem için ne yapabilirim” diye sormalarını istemişti.
Bizde vatanseverliği böyle tarif eden ve bu anlayışa dayalı vatandaşlık öneren siyasetçiler yok.
Bizdekilerin pek çoğu sabahları “Bugün ülkemden ne koparabilirim” diyerek evlerinden çıkıyorlar.
VATAN okurlarından biri AKP siyasetini hicvederken, dağıtımın adaletsizliğini şu sözlerle vurguluyordu dün:
Halka din, iman, türban;
Kendi çocuklarına ve yandaşlarına han, hamam, tamam!
Son hafta Başbakan’ın çocuklarının ticari yükselişlerine dair haberlerle geçti.
Sinek vızıltısı etkisindeki muhalif seslere bile tahammül edemeyen Başbakan çocuklarının ortaklıkları karşısında adeta sabır heykeli oldu!
Karşı saldırı için seçtiği hedef yine medyadır ve müeyyidesi de bu haberleri veren gazeteleri yandaşlarına okutmamaktır.
Dinletemez... Zenginin malı züğürdün çenesini yorarmış. Ama züğürt bundan yine de şikâyetçi olmaz. İktidar önderlerinin ailece zenginleşmesini garip gureba merak etmeye devam edecek, haber saklayan gazeteleri değil yine haber verenleri okumaya devam edecektir.
Neyse... Sabah evlerinden “kendilerine bir şey yapmak” için çıkarak güne başlayanlar takımının rant vurguları her gün yeni rekorlar kırıyor.
Başbakan’a yakın iş adamlarının, “iktidar gücü nasıl kullanılırmış, görün bakın” diye övünecekleri bir başarı (!) bugünkü manşetimizi oluşturuyor.
Dört yıl önce Eyüp’te bir arsa alıyorlar. Burayı AKP İl Merkezi yapacağız diyerek meclisten plan tadilâtı geçiriyorlar.
Öndeki gecekondular arsanın E-5 ile bağlantısını kopardığından buradaki 12 parselin temizlenmesine sıra geliyor.
Kamulaştırma tehdidi ile üç parselin sahibi korkutuluyor ama kalanlar satmaya razı olmayınca onların direnişini kırmak için yeşil alan satırı devreye giriyor.
Mahkeme bu katakulliye “dur” demezse adaletsiz gücün sabırla ürettiği rantlara altın bir örnek daha eklenecektir.
Gitgide yaygınlaşan merak şu:
Büyük vurgunları vuranlar, güçlerinden yararlandıkları iktidar sahiplerini sadece “Allah sizi başımızdan eksik etmesin” duası ile tatmin edebilirler mi? Hayır...
O zaman borçlarını nasıl ödüyorlar?
Elde fener ne arıyorlar?
Avrupa Parlamentosu hayal görüyor olmalı!..
Yazılan Türkiye raporunda, Deniz Feneri ile İslâmi holdinglerin gerçekleştirdikleri yeşil sermaye vurgunlarıyla mücadele konusunda hükümetin adli makamlarla sıkı işbirliği yapması tavsiye ediliyor.
Bu iktidar, Deniz Feneri davasının daha başında tarafını belli etmiştir.
Antalya’da tutuklu bir Alman genci için yardım talep eden Alman Büyükelçisi’nden Almanya’da tutuklu Deniz Feneri sanıklarının bırakılması, mukabil talep olarak masaya konulmuştur.
Duymadılar mı, unuttular mı?
Olay sanıkların mahkûm edilmeleri ile bitmemiş, Alman mahkemesi asıl suçluların Türkiye’de olduklarını açıklamıştır.
Dahası var... “İki Deniz Feneri birbiriyle ilişkili” de demiştir.
Buna rağmen Deniz Feneri’nin Türkiye’deki faaliyeti tam gaz devam ediyor.
Elde fener gündüz vakti sokaklarda adam gibi iktidar mı arıyorlar?!
Adaletsiz güç
Haberin Devamı

