Adaletin yolu

Haberin Devamı

Masum insanların kapatıldığı yerlere cezaevi veya tutukevi değil zindan demek lâzım.

Türkiye’de on binlerce tutuklu, kendilerini zindanda hissediyor çünkü.

Çektikleri uzun süreli maddi ve manevi eziyet, insanlığın yüzyıllar boyu verdiği haysiyet savaşının hak ettiği bir muamele değildir.

Bu şartları iyileştirecek her adım desteğe ve saygıya değerdir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde uzun yargılama sürecinden ve tutukluluktan mağdur olduğunu düşünen 3 bin Türk vatandaşının başvuru dosyası var.

Strasbourg’daki mahkeme bunalmış durumda. Türkiye de adalet konusunda adı kötüye çıkmış bir ülke olmaktan hoşnut değil.

Adalet Bakanı Ergin bu şikâyetleri ortadan kaldırmak amacıyla yeni bir iç hukuk yolu oluşturulacağı haberini verdi.

Mağdur vatandaş AİHM’nin işbirliği ile kurulacak özel komisyona başvurmadan Strasbourg’a gidemeyecek.

Bakan, yargının yükünü hafifleten ve mağduriyetleri araştırıp hükme bağlayan özel komisyon uygulamasının Türkiye’de terör zararlarının tazmininde ve Kıbrıs’taki taşınmaz mallarla ilgili ihtilâflarda başarılı sınav verdiğini hatırlatıyor.

Her araç, kullananın niyetine göre iyidir veya kötüdür.

Eğer mağdurlar Strasbourg’a gitme zahmetine girmeden ve onun sebep

olacağı zamanı kaybetmeden haklarını alacaklarsa ne âlâ...

Ama mağdurları bezdirip hak aramaktan vazgeçmelerine sebep olacak yeni bir uzun bekleme istasyonu yaratmak niyetiyle bu tedbir düşünülüyorsa kötünün kötüsüdür.

İktidar, mağdurlara başlarını vuracakları ekstra bir kapı yaratacak yerde, mağdur üreten uygulamalara son verecek çarelere yönelse daha iyi olmaz mı?

AİHM Türkiye’yi Avrupa ile birleştiren en değerli köprüdür. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Türk halkının “önünde sonunda adalet” umudunu temsil ediyor.

Getirilecek tedbir, bu umuda zarar vermesin!

Dramatik benzerlik...

“TL’nin suyu mu çıktı ki illâ yeni bir logo yaratmak için çırpınıyoruz?” diyenlere katılmıyorum.

Bu arayış bir kendine güven göstergesi ve milli paraya itibar kazandırma çabasıdır.

Yalnız iktidar değil, dış ekonomik merkezler de Türk ekonomisinin övünmeye hakkı olduğunu kabul ediyor.

Amaç doğru ama amaca ulaşmak yolunda seçilen araç yanlış olmuştur.

Türkiye’deki rejime yakıştırılan “İleri Demokrasi” nitelemesine hiç mi hiç uymamıştır.

Çünkü milli paraya logo yaratmak dar bir çevrenin işi olamaz. Böyle bir arayışın zemini herkese açık bir yarışma olmalı, uzman bir seçiciler kurulunun en iyi on eseri belirlemesi ardından halkın oyu ile son seçim gerçekleştirilmeliydi.

Öyle yapılsa hem halka daha çok mal olmuş bir logomuz olacaktı hem de beklenmeyen kazaların önü alınacaktı.

Öyle yapılmadı.

Önceki gün tepeden bir logo düştü. Beğenen oldu, beğenmeyen oldu ama en şaşırtıcı tespit internetin sosyal paylaşım sitelerinden geldi.

Türk Lirası logosu orijinal bir yaratı değil, Ermenistan’ın parası “Dram” için kullanılan logonun tersine çevrilmiş benzeri idi.

Derdimiz yetmiyor gibi başımıza şimdi bir de bu “Dramatik benzerlik” derdi açıldı!

Hiç kompleks yapmadan bu logonun “orijinal” olmadığı gerekçesiyle iptaline karar verilmeli ve seçim “ileri demokrasi” fiyakasını hak edecek şekilde yenilenmelidir.

Yani seçimi halk yapmalıdır!

DİĞER YENİ YAZILAR