Adalet ve özgürlük konusunda hedef olduğu eleştirileri tehdit gibi algılamak hükümetler için saplantıdır.
Kimseye hayrı dokunmayacak bir saplantı...
Mesela tutukluluk rejiminin Silivri mahkemelerinde yaşattığı haksızlık ve hukuksuzluklar Türkiye’nin demokratik kalitesini her gün biraz daha aşağı çekiyor.
Ülkeyi utandıran bu durum hiçbir gerekçeyle savunulamaz.
İktidarda olsun, muhalefette olsun neredeyse bütün siyasetçiler, en abartılı örnekleri Silivri mahkemelerinde görülen hukuksuzluklardan yakınıyorlar.
Tutukluluk sürelerinin uzayıp ceza hâlini almasından adeta bir tek Başbakan şikâyet etmiyor. Ama rejim “Dünya bir yana, Başbakan bir yana” üstünde yürüdüğü için çoğunluğun özlemi gerçekleşemiyor.
Özel inşa edilmiş dev kompleksin bir köşesindeki mahkemede tutuklanıp başka bir köşesindeki hücrede üç yıl savunma yapmayı bekleyen gazetecileri ve milletvekillerini başka bir yerde göremezsiniz.
Bir ülke, nesi çoğalırsa onunla şöhret bulurmuş. Türkiye’de haksızlık ve adaletsizlik çoğalıyor. Birçok iktidar mensubunun bu eleştirilere hak vermesi hiçbir işe yaramıyor.
Yabancı medyada Türkiye’nin sert eleştirilere her gün artarak hedef olması tepki doğurmamalıdır. Bu tür konularda inat olmaz. Hukuksuzlukta ısrar etmek onur korumak değildir.
İktidar eğer bundan gocunuyorsa, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gönderdiği Türk Yargıç Işıl Karakaş’ın söylediklerini iyi dinlesin. Yargıç Karakaş’ın içtenliğinden herhalde şüphe duyuyor olamazlar.
AİHM Yargıcı Karakaş NTV’ye verdiği demeçte, mahkemeye Türkiye’den yapılan başvuruların bir yılda 6 binden 9 bine ulaştığını açıkladı.
Başlıca iki nedene dayanıyor bu patlama:
1. Türkiye’deki tutukluluk uygulaması ile AİHM içtihatları arasında büyük uyumsuzluk var. Çağın anlayışında tutukluluk istisna iken bizde tutukluluk esas, salıverme istisna.
2. İfade ve basın özgürlüğü konusunda Türkiye “en kötü durumdaki devlet.”
Fransa ikinci kötü ülke. Ama Fransa hakkında şimdiye kadar 10 ihlâl kararı verilmişken Türkiye’nin hüküm giydiği dosyalar 200’ü aşmış.
Yani ikinci durumdaki kötüden en az
20 kat daha kötüyüz!
Bir vatandaş olarak adalet için merhamet çağrısında bulunmak ağır geliyor ama önemli değil. Önemli olan, her haksızlığa uğrayan vatandaşın en kısa zamanda adil bir mahkeme bulabileceği ümit ve inancını yitirmemesidir.
Hükümet, AİHM Yargıcı Işıl Karakaş’ın uyarılarına kulak vermelidir.
Delil durumu değişti!
Balyoz davasında önceki gün dikkate değer bir bilirkişi raporu açıklandı.
Bir tutuklu sanığın evinde ele geçirilen “flash bellek” Boğaziçi Üniversitesi’nde incelenmiş.
Rapor, davaya konu dijital dokümanın delil bütünlüğünü ve sağlığını yitirmiş olduğunu söylüyor.
Çünkü dijital verilere sonradan elle müdahalede bulunulmuş!.
Bu davada 150’den fazla tutuklu var.
Ve bunlar şimdiye kadar “delil durumu” dikkate alınarak içeride tutuldu.
Şimdi tertip, hile tespit edildiğine göre bu durum, en azından tutukluluk hâlinin devamından vazgeçmenin sebebi sayılamaz mı?
Çünkü haklarındaki delillerin düzmece olduğundan şüphe etmek için sebep doğmuştur ama salıverilirlerse sanıkların kaçmayacaklarından kimse şüphe edemez!
Adalete hasret!
Haberin Devamı

