Adalete destek

Haberin Devamı

Yürütülen cadı avını, hukukun üstünlüğünü savunanlar bir yana bazı iktidar mensupları bile eleştiriyor artık!

İz bırakan uyarıların ilki Meclis Başkanı Toptan’dan geldi.

Ondan sonra Başbakan’ın Belediye Başkanlığı döneminden beri danışmanlığını yapan, ceza yasasını yazan kurulda görev alan ve şu anda YÖK Başkanvekili olan Prof. İzzet Özgenç konuştu.

İkisi de davet edildiklerinde gelecekleri bilinen rektörleri polis marifetiyle yakalamanın yanlışlığına vurguda bulundular.

Dün de Yargıtay Onursal Başkanı Sami Selçuk görüşünü açıkladı “Suç siyasidir diye dava siyasallaştırılamaz. Ergenekon davası A’dan Z’ye siyasallaşmıştır” dedi.

Nasıl bu kadar kesin konuşuyorlar?

Çünkü uyarıları AİHM’nin kararlarına dayanıyor. Savcı ve yargıçlarımızın da o kararlara uygun davranmaları gerekirken öyle davranmadıklarını görüyorlar.

Birçok hukukçunun Ergenekon yüzünden AİHM’de sayısız tazminat cezalarına mahkûm olacağımızı iddia etmesi işte bundandır!

AİHM’nin verdiği tazminat cezalarına devlet yılda ortalama 100 milyon dolar ödüyor. Bu cezaların Türkiye’de hukukun gelişmesine ve haksızlıkların azalmasına yeterince katkıda bulunduğu söylenemez. Çünkü bu cezaları doğuran hizmet kusurlarından dolayı hatayı yapan kamu görevlisi ceza yemiyor, zarar görmüyor.

Çare sebep olana rücu etmektir.

Devlet örneğin haksız bir tutuklamanın getirdiği tazminat cezasını ödedikten sonra sebep olan savcı veya hâkim her kim ise parayı ondan isteyecek.

Bu sistem pek çok ülkede siyasi baskılara karşı yargıya koruma sağlıyor.

Bu düzenleme yeni Hukuk Yargılama Yasası ile bize de gelecek. Madde komisyonda kabul edildi. Ama kanunun bütünü yasama sürecini tamamlayana kadar bu gayya kuyusu pek çok masumu yutacaktır.

İyisi mi iktidar, komisyonda kabul edilen madde metnini meclisten hemen geçirip yürürlükteki kanuna eklemelidir.

İnşa ettiği korku imparatorluğuna zarar vereceğini düşünerek iktidar adalete böyle bir destekte bulunmak istemeyebilir.

Ama dikkat!.. Yargıyı intikam silâhı gibi kullanmanın sonu gelmiştir. Toplum vicdanı daha fazlasını kaldıramayacağını gösteriyor.

İktidar, kullanacağı böyle bir inisiyatif ile herkesten çok kendine iyilik edeceğini görmelidir!


Koltuk uğruna

Milli Eğitim Bakanı Çelik’in eski Cumhurbaşkanı Demirel’e niçin saldırdığı merak ediliyor.

Sade vatandaş siyasetçinin hesaplarına akıl erdiremez. O hesapların iğrençliğini de midesi kaldırmaz.

Hatırlayacağınız gibi Ergenekon’dan tutuklanan tanınmış bilim adamı Prof. Dr. Mehmet Haberal, Ankara’dan İstanbul’a gönderilirken Demirel havaalanına kadar gitmiş ve onu teselli ederek uğurlamıştı.

Demirel için bu bir vefa borcu idi.

12 Eylül darbesinde Zincirbozan’a gönderilen Demirel’i de o zaman Prof. Haberal aynı şekilde uğurlamıştı.

Vay sen misin; Bakan Çelik açtı ağzını... Demirel’i Ergenekon’un arkasında durmakla suçladıktan sonra “Bunu siyasi hayatında kara bir leke olarak görüyorum” dedi.

Vefa borcu ödemek niye kara leke olsun?

DYP’den milletvekili seçilerek siyasete giren daha sonra AKP’ye geçen Hüseyin Çelik, eski lideri Demirel’e saldırma fırsatını niçin bu kadar iştahla değerlendirmiştir?

Siyasete bulaşmamış vicdanlar ve akıllar bu sorulara cevap veremez. Ben de eski bir politikacıya sordum. İşte cevabı:

“Kabine değişecek ve kendisi topun ağzında. Başbakan’ın gözüne girmek için ne yapsın zavallı?”

DİĞER YENİ YAZILAR