Alfred Dreyfus, Yahudi asıllı bir Fransız subayıydı. Vatana ihanet suçundan yargılandı, ömür boyu hapse mahkûm oldu.
Aralık 1894’te yargılanırken iddianame tek bir belgeye dayanıyordu.
Dava gizli görüldü. Bir yalancı tanık Dreyfus’u casuslukla suçladı.
Devletin mahkemeye sunduğu dosyada Dreyfus’un Alman elçiliğine gizli belgeler verdiği iddia ediliyordu.
Dreyfus mahkemede oybirliği ile mahkûm edildi. Davanın yeniden görülmesi talebi reddedildi.
Dreyfus cezasını bir adada ve kötü şartlarda çekti. Ünlü yazar Emil Zola “İtham ediyorum” başlıklı bir beyanname yayınlayarak Dreyfus’un suçsuz olduğunu savundu.
Basın ikiye bölündü.
Sonuçta Dreyfus 1896 yılında ikinci defa yargılandı. Suçsuzluğu anlaşıldı ve orduya döndü.
Hata ihtimali yüksek
Tarihteki adli hatalara gönderme yapan emekli büyükelçi Onur Öymen internetten dün şöyle sesleniyordu:
“Balyoz davasını irdelerken Dreyfus’un ibretli yaşam öyküsünü unutmamak gerekir..”
Şu uyarı da önemli: “Geçmiş örneklerin gösterdiği gibi bu tür davalarda adli hata olabileceği ihtimali gözden uzak tutulmamalı!”
Eski Yargıtay Başkanı Prof. Sami Selçuk iki gündür adalet bekleyenlerin daralan yüreklerini ferahlatan şeyler söylüyor:
“AİHM Balyoz’da hukuka aykırılık belirlerse yeniden yargılama yolu açılabilir.”
Bir yandan da hukuka aykırılık teşkil eden yanlışları bilimsel tartışmaların zeminine sürüyor...
İki komutanın (Özkök ve Yalman) tanık olarak dinlenmeleri gerektiğini bu eksiğin kabul edilemeyeceğini söylüyor.
Kesin bozma nedeni
Şu açıklamayla da bozma nedeninin göz ardı edildiğini ifade ediyor:
“Tüm dünyada duruşma yargıcı değiştiğinde duruşma A’dan Z’ye yeniden yapılır. Bu konuda ödün verilmez.
Olayımızda, ilk mahkemede üye yargıçlar sık sık değişmiş, kanıtlarla doğrudan ilişki kurmadıkları hâlde hükme katılmışlardır.
Kesin bir bozma nedeni olduğu hâlde Yargıtay bu noktayı göz ardı etmiştir!”
Bağımsız hukukçular Balyoz’un yargı süreci içindeki seyrinin eninde sonunda “yeniden yargılanma” hakkı tanınması ile son bulacağını tahmin edebiliyor.
Bu davada çok sayıda Dreyfus var.
Davalara bakan Yargıtay hâkimlerinin adaletlerine olacak şey değil ama Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç kefildir.
O nedenle hukukla buluşmak mümkün olsa dahi adalete kavuşmak kolay olmayacaktır.
Bir değil iki Emil Zola bile kurtuluşa yetmeyecektir!
Adalet yokuşu
Haberin Devamı

