Adalet ve özgürlük

Haberin Devamı

Demokrasinin garanti ettiği vazgeçilmez iki değerden biri adalet, öbürü özgürlüktür.

Bunlar eksilmiş veya eskimişse üstüne bir şey koyamazsınız.

Yani “demokratik açılım” için sağlam bir temel gerekir.

Ama demokrasimize hiçbir bağımsız ve namuslu gözlemci “sağlam raporu” veremez.

Silivri’de yaşanan talihsizlikleri Engizisyona benzetenlerin eleştirilerine sadece “gizli tanık” ifadelerine bakarak bile hak verebilirsiniz.

Bu gizli tanıkların çoğu zaten ağır hükümler giymiş suçlu karakterler. Küçük bir menfaatle onlara her şeyi söyletebilir, hele yeni kimlik ve af vaat ederseniz babalarını bile harcatabilirsiniz.

Nitekim bazıları “Vaat edilen imkânlar verilmedi kandırıldığım için ifademi geri alıyorum” demişlerdir.

Suçlanma sebebi...

Dün Milliyet’te polis örgütünün efsane ismi Hanefi Avcı’nın açıklamaları vardı.

Halen Eskişehir Emniyet Müdürü olan Avcı, bir uyuşturucu operasyonunda tutuklanan Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Emin Aslan için “Böyle bir işe karışması mümkün değil; ben karışırım o karışmaz” diye garanti veriyordu.

Ve asıl, güvendiği meslekdaşının uğradığını düşündüğü iftiranın sebebi ile ilgili tahmini tüyler ürpertici bir uyarı içeriyordu:

“Bence Ergenekoncu diye bilinen kişilerle ilişkilerinden dolayı hedef seçilmiştir. Ergenekoncuları desteklemez ama o hukuk dışılıklara karşı çıktığını alenen söylüyordu. Herhalde bu konularda göze batmıştır!”

Bu bir işaret mi?

Bu üzücü bir durum ama iyimserler için ümit verici bir gelişme de yaşandı Ergenekon davasında.

Mahkeme geçen duruşmada son 9 yıl içinde orduda darbeye teşebbüs amaçlı bir örgütlenme olup olmadığının Genelkurmay Başkanlığı’ndan sorulmasına karar verdi.

Cevabı belli bir sorudur bu. İnsan merak ediyor:

Yargının yarım yamalak da olsa bağımsızlığı var.

Acaba hakimler gerçekten örgütlenmiş suçlulara yoğunlaşmaya ve sırf muhalif oldukları için Ergenekonla ilişkilendirilerek gadre uğratılan, pasifize edilen, hapse atılan masum insanları artık salıvermeye mi hazırlanıyor?

Demokrasinin öteki ayağı özgürlüktür. Onun özü de basın özgürlüğüdür.

Başbakan’ın “O gazeteleri almayın” diye başlattığı açılım Türkiye’yi bağımsız bir medya grubunun, kan davasını aşan bir kasıtla yok edilmesi cinayetine kadar götürmüştür.

İki hafta önce Doğan Yayın Holding’e kesilen vergi ve cezası 3.8 milyar liraydı. Önceki gün “Borcunuz gecikme faizi ile beraber 4.8 milyar liraya çıktı. 15 gün içinde teminatını yatırın” diye yazı gönderdiler.

Demokrasi olsa iktidar devlet yetkisini böylesine acımasız kullanır mıydı?

İktidar bağımsız kurumlardan hoşlanmıyor. Çünkü Gelir İdaresi özerk olsa bu tecavüz belki de hiç yaşanmayacaktı.

Evet, demokrasi açılımı gerekiyor. Hem de acilen. Ama temelden başlayarak.

DİĞER YENİ YAZILAR