Adalet varsa her gün bayram

Haberin Devamı

Her güne bayram sevinci ile uyanacağımız bir yaşamı bize sadece ADALET garanti edebilir.

Adalet açlığı çeken bir ülkenin insanları gerçek bayramları yaşayamazlar.

Hepinize gerçek bayramlar diliyorum.

Avrupa Birliği Komisyonu’nun yargı sistemini değerlendiren son Türkiye raporu sarsıcı tespitler yapıyor. Çünkü sorunlar ciddidir ve düzelme köklü reformlar talep ediyor.

Adalet Bakanı’nın Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nda yer almaması lâzım. AB Komisyonu aksi halde yargı bağımsızlığının tehdit altında olacağını söylüyor.

Ayrıntılı haberde göreceğiniz gibi iktidar bir çok tavsiyeyi dikkate aldığı halde Adalet Bakanı’nı HSYK’dan çekmeye razı olmuyor.

Askeri yargı ile ilgili taleplerin önemli kısmı rapor yayınlanmadan önce geçen yaz karşılanmıştır, geri kalan önerilerin gerçekleşmesi de zaman alacaktır.

Adaletsizlik müzesi

Ama derhal hayata geçirilmesi mümkün olan ve toplum vicdanının gerçekleşmesini beklediği bir tesbit ve öneri var ki çok önemlidir:

“Türk hakim ve savcıları, gözaltı ve tutuklamanın sadece kamu yararının tam olarak gerekli görüldüğü durumlarla sınırlı olmasına dikkat etmelidir.”

Eğer aksine örnekler hukukun ihlâli ise Silivri’deki mahkeme ve cezaevi kompleksi bir adaletsizlik müzesi olmuyor mu?

“Kurunun arasında yaş da yanarmış” sözü Ergenekon davasındaki haksızlıkları tam anlatmıyor.

Bu davada hukuka uygun biçimde suçlanabilen her bir şüpheli, adeta beş iktidar muhalifinin toplanıp zindana kapatılması için kullanılmıştır.

Bugünkü manşetimize konu olan 51 nolu DVD, yargının başına sarılan entrikaların çirkinliğini anlamak bakımından tipik örnektir.

Bin yıllık kör düğüm

Bazı komutanların, savcı ve hakimlerin özel hayatlarına ait gizli görüntüler içeren bu DVD eski bir asker olan Avukat Levent Göktaş’ın bürosunda bulunmuştur.

Tutuklanması üzerine Göktaş’ın avukatlığını yapan Serdar Öztürk o DVD’nin büroya polisler tarafından yerleştirildiğini iddia etmiş, çok geçmeden kendisi de Ergenekon şüphelisi olarak tutuklanmıştır.

Çünkü onun bürosundan da Deniz Kurmay Albay Dursun Çiçek’e mal edilen sahte darbe belgesi bulunmuştur. Ve o belgenin de oraya “birileri” tarafından yerleştirildiği iddia edilmiştir.

İstanbul Barosu eski Başkanı Turgut Kazan “Ergenekon soruşturması herhalde 1000 yıl sürecek” diyordu dün.

Arama, zorla getirme, ifade alma işlemlerinde görevin kötüye kullanıldığını, özel hayata müdahale edildiğini, fakat mağdurların şikâyet haklarını bile kullanamadıklarını anlatıyordu.

Silivri’de neyle suçlandığını bilmeden iki yılını tamamlamış insanlar var.

Bugün onları hatırlamanızı öneririm.

Ve hepinize haksızlıkların son bulduğu günlerde yaşanacak gerçek bayramlar dilerim.

DİĞER YENİ YAZILAR