Adalet özlemi

Haberin Devamı

Adalet kendini düzeltmelidir. Haksızlıklar Türkiye dışında bile yankı bulmaya başladı çünkü...

İngiliz The Times gazetesi dün darbe hazırlığından yargılanan generallerin “tahrif edilmiş kanıtlar”la suçlandıklarını yazdı.

Alexander Christie-Miller imzalı habere göre 195 generalin yargılandığı davadaki kanıtlar “bariz tutarsızlıklar” içeriyor ve bu durum, bazı zanlıların komploya uğradıkları izlenimini veriyor.

Örnek; darbe planına ilişkin 2002 Aralık tarihli bir belgede Türk Gençlik Birliği adlı dernekten söz ediliyor ama dernek o tarihte yok.

2006’da kurulmuş olduğu belirtiliyor.

Haberde daha birçok uydurulmuş kanıt örneklerine yer veriliyor ve ardından geçen ay komuta kademesinde yaşanan istifaların hükümetle ordu arasındaki iktidar mücadelesinin sonu olduğu savunuluyor.

Peki davaların amacı ne?

Bu soruyu yıllarca Türkiye’de yaşamış Johns Hopkins Üniversitesi öğretim üyesi Gareth Jenkins cevaplamış.

Jenkins’e göre sivil hükümete rakip bir iktidar merkezi olarak görüldüğü için Ordu itibarsız hale düşürülmek istenmiş, ayrıca da geçmişte İslâmcılara eziyet ettiği gerekçesiyle intikam heveslerinin hedefi yapılmıştır.

Yazı, saptırılmış kanıtlar yüzünden gerçeği öğrenme imkânının belki hiçbir zaman bulunamayacağı şüphesiyle bitiyor.

Bu yaygın bir endişedir ve yalnız Balyoz davasını kapsamıyor.

Kurunun arasında yaşın da yanacağı korkusu, internet andıcı davası bağlamında bu davalara baştan beri tam destek veren Nazlı Ilıcak tarafından bile ifade edilmiştir.

Bağımsız medyanın baskı altında olması, kamu vicdanının yargı kararlarına ışık tutmasını önlüyor.

Siyasi müdahaleler adaleti bulandırıyor, geciktiriyor.

İktidar sahip olduğu gücü yargıdan bir intikam silâhı üretmek amacında kullanmamalıdır. Bu niyetin dışarıdan da görülmeye başlaması adalete yarar ama Türkiye’nin imajına zarar verir.

Adalete karşı oluşacak güvensizlik ise güçlü bir halk desteğine sahip iktidarın kendi ayağına kurşun sıkması demek olur.

AKP adalet duygusunun tatminine önem vermelidir.

Montesquieu “Toplumda en büyük güven duygusunu, her şeyin sonunda adil bir mahkemenin bulunabileceği inancı sağlar” demişti.

250 yılda her şey değişti ama bir tek bu gerçek aynen duruyor!

Darbe üstüne kuruntular

AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik VATAN’a “Darbe dönemi bitti mi, çok emin değilim” dedi.

Sonra şu eklemeyi yaptı:

“Kurumsal olarak TSK’nın emir komuta zinciri içerisinde bir askeri darbeyi ihtimal harici görüyorum ama bu özlem içinde olan insanların hâlâ TSK içinde olabileceğini düşünüyorum.”
Çelik’in siyasetçi kıdemine yakıştıramadım bu sözleri.

Çünkü bir ülkenin ordusu vehimlerle suçlanamaz. Çelik eğer Silivri’deki davaları örnek alıyorsa o davalar TSK’nın darbeci olduğunu değil, bunca tahrike rağmen darbeden uzak durmayı başarmış, darbeci geçmişine son vermiş bir ordu olduğunu kanıtlar.

Çelik dileriz kişisel görüşünü söylemiştir.

Eğer iktidar partisinin görüşü de bu ise AKP hükümette var oldukça Silivri mahkemeleri de gün günden artan dosyaları ile var olmaya devam edecek demektir.

AKP de böyle bir evhamla yaşamayı, TSK da darbe şüpheleri ile sürekli suçlanıp operasyona tabi tutulmayı hak etmiyor!

DİĞER YENİ YAZILAR