Bilmiyorum fark ettiniz mi; Adli Yıl açılış törenleri şiddetli bir ağrının iniltileri şeklinde geçti.
Bu sayede bir kez daha anlaşıldı ki adalet, daha doğrusu adaletsizlik ülkenin en önde gelen sorunlarından biri olmuş.
Özgürlük sorunu da bulunduğu için insanlar adalet istemek için bile bağıramıyorlar. Adli Yıl törenleri o bakımdan iyi geldi!
Nazım Kaynak Yargıtay Başkanı seçildiğinde Başbakan Yardımcısı Arınç “Birinci turda benim güzel kardeşim, sınıf arkadaşım Yargıtay Başkanı oldu. Çok mutluyum” demişti.
Yargıtay Başkanı Kaynak, adil yargılanma hakkı ihlâlinden Türkiye’nin geçen yıl AİHM’de 25 milyon Euro tazminat ödemeye mahkûm olduğunu, davaların uzadığını, tutuklama rejiminin çok kötü işlediğini, iletişimin sınırları zorlar biçimde denetlenmesi nedeniyle özel hayatın gizliliğine saygı kalmadığını hatırlattı.
İki önemli uyarı daha:
1. Adaletten uzaklaşan zorba yönetimlerin ömrünün uzun olmayacağını söyledi.
2. “Teminatı olmayan hâkimin bağımsız olması mümkün değildir” dedi.
Ayıplar galerisi...
Ağlama duvarına dönen törenler iktidarı uyarmalıdır:
Tarihe geçecek, arşive girecek konuşmalar yapmak zorunda olanlar, iktidar yandaşı olsalar bile hukukun, adaletin dayattığı ihtiyaçları seslendirmek zorunda kalmışlardır.
Yargı dünyamız olarak bir “ayıplar galerisi” ortaya serilmiştir. Her dikkate değer konuşma, yargının bağımsız olmadığını, tutuklama ayıbına son verilmesi ve DGM artığı özel yetkili mahkemeler döneminin kapatılması gerektiğini kabul etmiştir.
Sorunlar 12 Eylül referandumundan geçen sistemin yeni anayasaya monte edilmesi yoluyla çözülebilir mi?
Eğer bir hukuk devleti kurmanın samimi çabasını göstereceksek, 12 Eylül referandumuyla kurulan düzeni “sil baştan” yapmaya razı olacağız.
Başka çare görünmüyor.
Deniz Feneri: Düüüt!
AKP iktidarına gerçekten dostluk yapmak isteyenler, Deniz Feneri soruşturması konusunda cesur uyarılar yapmalı. İktidarın bu konudaki hassasiyeti şüphe çekmeye, AKP’yi Deniz Feneri ile çok içli dışlı göstermeye başladı.
Soruşturmayı yürüten üç savcının görevden alınmaları bir adalet skandalıdır. İktidar buna izin vermemeliydi.
Gösterilen gerekçe hiç inandırıcı değildir. “Cambaza bak” yöntemi ile bu işten kurtulmak mümkün değil artık.
Alman derin devletinin AKP’ye düşmanlık yaptığı kuruntusu komiktir.
Almanya’da toplanan yardım paralarının Türkiye’deki dost firmaları beslemek için bavul bavul taşındığı ve iki ülkedeki Deniz Feneri dernekleri için “çifte muhasebe” kaydı tutulduğu iddiasını son olarak delillendirenler Alman değil, Türk savcılardı.
İktidar gücü kullananlar, yargıya ellerini uzatmamalıdırlar.
Ergenekon ve Balyoz gibi siyasi davalar da dâhil.
Ama asıl yoksullara yardım için toplanmış paraları yağmalayanlar...
Çünkü ibadet kutsallığındaki bu faaliyeti kirleten kişilere yardımcı olmanın günahı, kurtarıcıyı da kirletir.
Yargıyı rahat bırakmak lâzım!
Adalet inlemesi
Haberin Devamı

