Amerikan Temsilciler Meclisi’ndeki karar, suçlanan atalarımızın mahkûmiyeti değil, bizim kuşakların başarısızlığıdır!
Dış İlişkiler Komitesi’nde Ermeni tasarısının kabulünden önce yapılan müzakereleri izlediyseniz görmüşsünüzdür; hiçbir üye “Acaba Türkiye’ye haksızlık ediliyor mu?” merakı içinde olmadı.
Mesele tamamiyle Amerika’nın güvenlik çıkarları açısından değerlendirildi ve Türkiye’yi öfke krizine sokmanın bedelini Irak’taki Amerikan askerlerinin ödeyeceği kaygısı dile getirildi.
Zaten hepsi Amerika’daki azgın diasporanın propaganda bombardımanı altında kafalarına doldurulmuş yalanların ve yarım doğruların esareti altındadır.
Eminim, 1915’te Osmanlı hükümetini tehcir kararı almaya, Rus işgalcilerle işbirliği yapıp Türk askerini sırtından vurduğu için Ermeni isyancıların mecbur ettiğini komitedeki üyelerden pek azı biliyordur.
Ve sanırım İkinci Dünya Savaşı yıllarında Japon kökenli Amerikan vatandaşlarının bir güvenlik önlemi olarak Pasifik kıyılarındaki kentlerden orta Amerika’ya göç ettirildiklerini de hiçbiri hatırlamamıştır.
Bu tasarı yasalaşmaz
Ermeniler yıllardan beri çalışıyorlar, aleyhlerindeki tarihi belgeleri inanılmaz bir utanmazlıkla ele geçirip imha ediyorlar.
Amerika’nın bütün üniversitelerinde, Batı’daki üniversitelerin de çoğunda Ermeni kürsüleri yıllardır beyinleri yıkıyor. Artık bu çabalarının meyvelerini topluyorlar.
Irak’taki işgal nedeniyle Amerika Türkiye’ye muhtaç durumda olmasa komitede Ermenilerin 27 oyuna karşı bizi savunan 21 üye bulamazdık.
Bush yönetiminin çabaları ancak bu kadarına yetebilmiştir.
Ama dikkat, geçmişteki oylamalara oranla daha olumlu görülen bu sonucun nedeni, Türkiye’nin iftiraya uğradığına inananların çoğalması değil, Amerika’nın Türkiye’yi incitmekten zarar göreceği korkusudur.
Bu gerçek önümüzdeki dönemin stratejisine ışık tutmalıdır.
Büyük ihtimalle bu tasarı Temsilciler Meclisi genel kurulundan geçse bile Senato’dan geçmeyecek, Başkan Bush tarafından da onaylanmayacaktır.
Ama sadece bu “pamuk ipliği”ne bağlanırsak Amerika’nın Türkiye’ye dönük güvenlik riskleri azaldığı ölçüde Ermeni soykırımı tasarısının Kongre’den geçmesi tehlikesi o kadar büyüyecektir.
Bir kahramanın öğüdü
Ankara’yı yatıştırmak çabası içinde Temsilciler Meclisi çoğunluk lideri Steny Hoyer şunu demiş:
“Türkiye’nin, bugünkü yönetiminin değil, başka bir yönetimin, başka bir devrin kınandığının farkına varmasını umut ediyorum.”
Yani “Siz alınmayın, biz Osmanlı’yı suçluyoruz” demek istiyor.
Bu bir çakallıktır ve asla kabul etmemek zorunda olduğumuzu bize, Ermeni tehditlerine rağmen gerçeği ve adaleti kahramanca savunan bir Amerikalı tarihçi, Justin McCarthy söylemişti:
“Olay Osmanlı döneminde olmuş. Kabul edin ve onlar adına bir özür dileyin, kapansın bitsin bu iş. Size bunu telkin edeceklerdir... Sakın razı olmayın. Bencillik edersiniz, dedelerinize iftira edenlerin suç ortağı olursunuz. Atalarınız soykırım yapmadı!”
Tabii ki ulusal çıkarlarımızı savunurken güç ve konumumuzun bize tanıdığı kozları kullanacağız, kullanalım.
Ama adalete inanmaktan ve onun için çalışmaktan hiç vazgeçmeyelim!
Adalet için
Haberin Devamı

