Bu söz ve adalet arayışı ile ilgili her söz Ergenekon- Balyoz davaları sürecinde söylenmiştir.
Ne kadar haklı olarak söylendiklerinin kanıtı ancak haksız ve hukuksuz yıllar geçtikten sonra ortaya çıkmıştır. Balyoz davasından tutuklanan tüm sanıklar “delil yok, CD’ler sahte” gerekçesiyle beraat ettiler.
Balyoz davasında “darbe planı yaptıkları” iddiasıyla tutuklanan ve yıllarca hapis yatan yüzlerce asker arasında hastalananlar, en yakınlarını kaybedenler, hayatını kaybedenler vardı.
Üst rütbelere hatta ordu komutanlığına terfi edecek isimler bu dava nedeniyle en haksız şekilde emekli edildiler, onların hakkı başkalarına verildi.
Yıllarca uğraştılar
Cezaevinde geçirdikleri yıllar içinde devamlı olarak bu davanın sahte delillere dayandırıldığını, söz konusu seminer sırasında öğrenci olanların bile tutuklandığını anlatmak için çırpındılar.
CD’lerin sahte olduğunu bilirkişi raporlarıyla kanıtladılar, onlara en ağır cezaları vermek için kurulmuş olan Özel Yetkili Mahkeme’ler avukatları dinlemedi. Avukatlar dosyalara ulaşamadı. Siyasetçiler henüz mahkeme sürecinde dünyaya sanıkların “darbeci olduğunu” ilan etti.
Özgürlüklerini yıllarca kaybetmekle kalmadılar, aileleri çocukları maddi manevi sıkıntı içine düştü, tüm yaşamları cehenneme döndü.
Kimin kumpası?
Ve bir gün “size kumpas kuruldu, bunu da Paralel yaptı” açıklamasıyla tahliye edildiler, sonunda da beraat kararı çıktı.
Bu davalar tümüyle kumpas idiyse o süreç içinde “tutuklu olanların Hükümet tarafından darbeci olarak adlandırılmasının, toplumun yıllarca darbe-suikast-kozmik oda senaryolarıyla yaşatılması”nın açıklaması nedir? Bu kumpas olayının arkasında hangi gerçekler gizlenmektedir?
Arınç’ın öfkesi!
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek tarafından “Cemaat’in adamı” olmakla suçlandı. O da Gökçek’i “Ankara’yı parsel parsel Cemaat’e vermekle” itham etti. Öyle görünüyor ki Cemaat’e yakınlık oldukça yaygınmış.
Şimdi Arınç Manisa’da bazı derneklere “Paralel’e finans desteği sağladıkları” iddiasıyla baskın yapılmasına isyan ediyor. “Ben şimdi Manisa’dan nasıl oy isteyeceğim. Ayıptır, günahtır. Haklarında yeterli delil bulunmadıkça makul şüphenin ötesine geçmek lazım” diyor.
“Haklarında yeterli delil bulunmadıkça” ve “makul şüphe”… Balyoz ve Ergenekon sanıkları için zaman zaman uzun tutukluluklara itiraz ettiyse de Bülent Arınç ancak bugün, kendi canı yandığında, daha önce yıllar boyu haksız baskınları ve tutuklamaları yaşamış kişilerin ne hissettiğini anlamıştır.
Hukukçular bu nedenle “makul şüphe” yasasına da topluca karşı çıktılar.
Adalet bir gün herkese lazım olacaktır, o nedenle kaybolmaması için zamanında tepki gerekir!

