Ergenekon savcısı Zekeriya Öz’ün alınması neye işarettir bilemeyiz ama hukukun, adaletin dönüşüne işaret olsa çok iyi olur!
Hileli sınav, gençlerin emeğine ve umuduna yönelmiş bir gasp cürmüdür.
Böyle bir şüphe doğduğu anda hukuk devleti alârma geçer.
Bizdeki sorumlular hilebazı yakalamak için değil, gürültüyü bastırmak için çırpınıyor.
Geçen yıl yapılan KPSS sınavındaki kopya rezaletinden sonra görevinden ayrılan Prof. Ünal Yarımağan önemli şeyler söyledi:
1. “Sekiz aydan bu yana korkumdan konuşamadım” dedi.
2. “Neden hiçbir üniversiteden, uzmandan çıt çıkmıyor?” diye sordu.
3. “Fantezi boyutundaki önlemler bir şeyler gizlemek için miydi?” merakını kaşıdı.
Siyasi iktidar, usulsüzlük ve hukuksuzlukların davacısı olup onlarla mücadele edecek yerde onlara sahip çıkarak temel bir yanlış yapıyor.
Bu tutum üniversite giriş sınavındaki kopya şüphesi karşısında da, Silivri davalarında ortaya çıkan haksızlıklar karşısında da iktidarı yanlış tarafta konumlanmaya mecbur ediyor.
Hâkimlere çağrı...
Artık bunlar hayatımızı etkilemeye, dışarıda da Türkiye’nin imajını her gün daha çirkin göstermeye başlamıştır.
Dünkü meclis grubunda Türkiye’nin “basılmamış kitabı imha eden ülke” olarak şöhret bulmasından sorumlu tuttuğu iktidara ve yargı mensuplarına sert mesajlar gönderen CHP lideri Kılıçdaroğlu zor ama gerekli bir görev yapıyordu.
Kılıçdaroğlu son temaslarının kendilerine şunu öğrettiğini savundu: “Demokrasi ve özgürlüklerdeki kısıtlamalar, sadece bizim sorunumuz olmanın ötesine taşmış. AB büyükelçileri de aynı kaygıları taşıyor.”
Sonra basılmamış kitabın imhasına karar veren yargıçlara seslenmek istediğini belirterek onlara şu soruyu sordu:
“Çocuklarınıza nasıl bir miras bıraktığınızın farkında mısınız?”
Demokrat Yargı Derneği, referandumdan önce iktidarı rahatsız eden YARSAV’a alternatif olarak kurulan bir dernekti.
Bu dernek geçen gün yeni HSYK’nın destekçilerini hiçbir kural tanımaksızın ödüllendirirken bağımsız ve muhalif hâkim ve savcılar üstünde sindirme, yıldırma ve susturma yöntemi uyguladığını iddia eden bir açıklama yaptı.
Allah bizi korusun
Türkiye ve Orta Doğu uzmanı İngiliz tarihçi ve siyaset bilimci Bernard Lewis’in Wall Street Journal gazetesine verdiği son röportajdaki tahlil de üstünde düşünmeyi hak ediyor.
Aydınlar uyanık olmalı, iktidar da kendisine atfedilen şüpheyi haksız ve yakışıksız buluyorsa yakışanı yapmak için çaba harcamalıdır.
Bernard Lewis Türkiye’yi İslâmlaşma yönünde ilerlemeye zorlayan iktidarın toplumu parça parça kontrolü altına aldığını öne sürerek şu tespit ve tahmini yapıyor:
“Hükümet şimdi cumhuriyetçi rejimin en güçlü kalesi olan yargıyı ele geçirmeye başladı. On yıl sonra bölgede Türkiye ile İran yer değiştirebilir!”
Aslında yargı demokrasinin de kalesidir.
Ama bu işlevi ancak bağımsız kalabilirse yerine getirebilir.
Bu konuda Avrupa kurumlarında uyanan şüphelerin gün geçtikçe arttığını gözlüyoruz.
Avrupa Parlamentosu üyesi Avusturyalı sosyal demokrat Evelyn Regner, Türkiye’nin ifade ve basın özgürlüğü açısından en kötü 50 ülkeden biri olduğunu öne sürerek, ülkedeki sansürün, hukuksuzluğun ve keyfi tutuklamaların önlenmesi istemiyle Avrupa Konseyi’ni muhatap alan bir önerge verdi.
Hukuk ve adalet iktidarın en büyük eksiği halkın da gün geçtikçe büyüyen hasreti haline geliyor. Dikkat!
AKP iktidarı bu gerçeğe sırtını dönmesin.
Adalet hasreti
Haberin Devamı

