Adalet.. Çabuk..

Haberin Devamı

Eğer bu iddianamede yazılan suçların onda biri bile doğru çıkarsa...

Mahkeme suçlularını bulup cezalandırırsa...

Türkiye Cumhuriyeti ikinci kurtuluş savaşını kazanmış olacaktır!

Ergenekon ikinci iddianamesinde sayılan suçlar, kanlı ve karanlık bir tünelden geçerek uğursuz bir geleceğe doğru sürüklenmekten kurtulduğumuzu anlatıyor.

Elbette elimizdeki belge kanıtlanmamış suçlamaları içeriyor. Kimseyi lince tabi tutmaya hakkımız yok.

Ama “Ergenekon hava gazıdır, iktidar muhaliflerini sindirmekten başka amacı yoktur” diyenlerin önemsendikleri günler geride kaldı.

Bulunan cephane gömüleri, kuyulardan çıkarılan kemikler, Danıştay’daki cinayeti Ergenekon davası ile ilişkili hale getiren Yargıtay kararı bile bu davanın önemini fark etmeye yetiyor.

Medyanın “Darbe İddianamesi” adını verdiği belge, iki emekli orgenerali, Ergenekon terör örgütünün yöneticileri olarak hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs etmekle suçluyor.

Emekli orgeneraller Eruygur ve Tolon hakkındaki suçlamalar insana inandırıcı gelmiyor ama davanın önemini ve vahametini de zaten bu özelliği inşa ediyor.

Tarihi bir fırsat var

Ergenekon, AKP’ye yönelik kapatma davasına karşı bir intikam operasyonu olarak başlatılmış olabilir; ama artık bunun önemi kalmamıştır.

Yargı demokrasimizin müzmin hastalığından kurtarılmasını sağlayacak arınmayı getirirse bu tarihi bir başarı olur.

Darbelerin, geliş sebeplerini daha da azdırdığını öğrendik.

“Sizi kurtaracağım” dediği korku imparatorluğuna halkı daha beter mahkûm ettiğini de biliyorduk.

Şimdi iddianameden öğreniyoruz ki örgüt darbe ortamı hazırlamak üzere gelecek günler için suikast planları, kitleye dönük bombalı saldırılar hazırlamış...

Bu hazırlıklar, önceki darbelere ilerleyen yolların kanlı ve uğursuz taşlarının ne kadar benzer şekilde döşendiğini hatırlatmıyor mu?

Askeri darbe sözü, bu ülkenin lügatinden sonsuza dek çıkarılmalıdır. Darbeler bu ülkenin aydınlarını fikir tembelliğine itti. Çoğunu rahatına düşkün korkaklar yaptı.

Cumhuriyet ve demokrasi tehlikeye girdiğinde onların kendilerini tehlikeye atmalarına gerek bulunmuyordu. “Nasıl olsa tehdit ciddi hal aldığında asker yumruğunu vurur işi bitirir”di.

Derin devlet hayaleti

Oyun galiba bu noktada bozuldu.

“Sivil iktidara mutlak itaati kabul etmiş bir ordu demokrasinin ilk şartıdır” fikrinin Türk Silâhlı Kuvvetleri’nde son yılların en hızlı gelişen akımı haline geldiği görülüyor.

İddianamede anlatılan darbe planlarının hayata geçmesini sağlayacak desteğin ordudan alınamamış olması, teselli duygusundan fazla bir şeydir, övünçtür.

Zaten TSK’nın da büyük kısmı hayalet olan bu örgütün kökünün kazınması için elinden gelen katkıyı esirgemediği izleniyor.

Ergenekon’un siyasi amaçlı bir gösteri olarak doğması kamburudur.

Binlerce sayfalık iddianameler, devlet-millet düşmanı gizli tanıkların ifadelerine dayalı tutuklamalar ve örgütü CHP içinde bile darbeye heveslenmiş gösteren suçlamalar güven sarsıcıdır.

Baykal’ı indirmek niye suç olsun?

Mahkeme davayı teferruattan arındırıp esasa yoğunlaşmalıdır.

Bu hem haksız suçlanmış insanların mağduriyetlerini önler hem de devleti, kalbine yerleşmiş kanserli urdan bir an önce kurtarır.

Mahkeme heyetini emekli olana kadar uğraştıracak uzunlukta bir yargılama halkı, rejimi, adaleti çok yorar!

DİĞER YENİ YAZILAR