Adalet belgeden daha değerlidir!

Haberin Devamı

Keşke Başbakan’ın dediği gibi

olsa ama değil. Kurumlar arasındaki çatışmaya her gün yeni bir örnek ekleniyor.

Başbakan bunu kabul etmiyor.

Nitekim dün “Kurumları temsil edenlerin gönül dünyalarında bir çatışma varsa onu bilemem ama kurumlar arası bir çatışma asla söz konusu değildir” dedi.

İlginç bir rastlantı olarak Albay Çiçek’in hazırladığı iddia edilen “İrticayla Mücadele Eylem Planı” belgesiyle ilgili soruşturmada aynı gün önemli bir gelişme yaşandı.

Askeri savcılık “imza benziyor” raporunu veren Jandarma laboratuvarına yeni araştırmalar yaptırmak için İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’ndan izin istemişti.

Genelkurmay Başkanı Başbuğ’un da temenni ettiği yönde İstanbul C. Savcılığı “olur” deseydi imzanın taklit makinesi ile atılıp atılmadığı, ne zaman atıldığı, mürekkebin karargâhta kullanılanla aynı olup olmadığı belirlenecek, ayrıca parmak izi araştırması da yapılacaktı.

Yalnız Jandarma, çalışmanın belgeye zarar verebileceği uyarısında da bulunuyordu.

İstanbul C. Savcılığı, işte bu nedenle askeri savcılığın talep ettiği izni vermedi!

Şimdi bu durum kurumlar arası güvensizlik değilse nedir?

Herhalde bu cevap, askeri yargı ile adli yargının başındaki kişilerin gönül dünyalarında süren çatışmanın yarattığı bir sonuç değildir.

Çok daha ciddi bir hastalıktır.

Çiçek’in yazdığı iddia edilen plan, hiç bireysel bir suç olarak algılanmadı, hep kurum olarak TSK’yı töhmet altına almak, halkın gözünden düşürmek amacıyla kullanıldı.

Ulusun menfaati gerçeğe bir an önce ulaşılmasındadır.

“Belge zarar görebilir” korkusu, adaletin gecikmesinin veya adaletten vazgeçilmesinin bahanesi olamaz.

Belgenin zarar görmesi önemli değildir, burada önemli olan gerçek cevaplara ulaşılacağının garanti edilmesidir.

Aksi halde o belge bir delil olmaktan çıkar şantaj silâhı niteliğine dönüşür.

Bir albayın, onun şahsında TSK’nın şüphe altında yaşatıldığı her gün büyük vebaldir.

Adli ve askeri yargı işbirliği yaparak yurt içinde ve dışında en uzman kuruluş hangisiyse onu bir an önce tespit etmelidirler.

Bu belgeyi ne için kullanacağız?

İki ihtimal var:

Ya gerçeklere ulaşmak için yararlanacağız;

Veya “Türkiye’yi adaletsizlik nasıl batırdı” öyküsünü simgeleyen en anlamlı belge olarak tarih müzesinin kasasına kaldıracağız. Ayıptır!

Uyanmak için fırsat

Adana Belediye Başkanı Aytaç Durak ‘Son Durak’a geldi!

Ona “Adana’nın değişmez başkanı” diyorlardı.

Yazık ki kendisine bu onuru kazandıran başarı hikâyesinin temeli pek sağlam değilmiş.

Kent rantlarına hükmeden bir makamın gücünü kamu yararına adaletle kullanmak yerine kendine yontan anlayış ne kadar kurnaz ve tedbirli olursa olsun bir noktada işte böyle yakalanıyor.

VATAN olarak Adana’yı seçilmiş bir derebeyinden kurtarmanın fırsatını yarattığımız için gurur ve övünç duyuyoruz.

Olay karşısında “Durak parti içi soruşturmayı beklemeden istifa etsin” diyen ve randevu isteğini reddeden MHP lideri Bahçeli de övgüyü hak eden örnek bir harekette bulunmuştur.

Aytaç Durak soruşturması halkın önünde açıkça yapılmalıdır.

Durak bir “kaza” sonucu yakalandı.

Durak’ın anlatacakları, kentlerinin her an nasıl soyulduğunun farkında olmayan milyonları bir ümit, belki uyandıracaktır.

İnşallah uyandıracaktır!

DİĞER YENİ YAZILAR