Adalet alerjisi

Haberin Devamı

Devletin kalitesini, organlarının adalet üretmekteki becerisi belirler.

Haksızlığa uğrayan insanların adil bir mahkeme bulmak için harcadıkları zaman ve zahmet ne kadar az olursa devlet o kadar saygın, ülke de o kadar yaşanmaya değer olur.

Dünyanın en gelişmiş demokrasilerini barındıran Avrupa’da ülkeler ulusal mahkemelerinin adaletini bir de uluslararası mahkeme olan AİHM ile sigortalamışlardır.

Bu güvenceden biz de yararlanıyoruz.

Dün Strasbourg’da Avrupa Konseyi Daimi Delegeler Komitesi toplantısında Türkiye’nin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi karar ve uygulamalarından şikâyet ederek reform önerdiğini öğrenince üzüldüm.

Çünkü AKP iktidarının laik hukuk sistemine yönelik şikâyetlerinden birikmiş sağlıksız husumeti, ülkemizin adalete ve yargıya bakışı olarak değerlendirilecek ve hak etmediği şekilde aşağılanacaktır da o yüzden...

AİHM, hükmettiği yüksek tazminatlarla mahkemeye başvuruları özendiriyormuş;

İç hukuk yollarının tüketilmesini beklemeden başvuruları kabul ediyormuş;

Bireysel başvurularda mahkeme masrafı istenmiyormuş.

Bu durum Türkiye’yi niye rahatsız etsin?

Rahatsız olan AKP iktidarıdır. Çünkü AİHM’ye Rusya’dan sonra en çok şikâyet Türkiye’ye karşı yapılıyor.

Daimi Delegeler Komitesi toplantısındaki tavrımız, en azılı düşmanın yapabileceği kötülüğün fazlasını yapmıştır Türkiye’ye.

Bu çıkış, iktidarın yargı kurumuna ve adalet kavramına ne kadar ters baktığını gösteriyor.

Geldiği günden beri ulusal yargı ile didişen iktidar hedef büyütmüş, uluslararası mahkemelerle de çatışmaya başlamıştır.

AİHM türban konusunda “ulemaya” sorup AKP’nin beklediği kararları verse, laiklik karşıtı eylemlerin odağı olan partilerle ilgili kapatma kararlarını geri çevirse böyle mi olurdu?

Neyse, her şerden bir hayır çıkarmış.

AKP iktidarı, ucuz ve kolay ulaşılan adaletten şikâyet ederek ülke için ve kendisi için kötü bir reklâm yapmıştır ama yargı alanında reform yapma yeterliliği konusunda da en doğru raporu vermiştir:

AKP Anayasa’da yargı reformu yapmaya hevesleniyor. Tecrübe ile sabittir ki...

Böyle bir zihniyete devletin temelini yeniden inşa etme yetkisi verilemez!

AKMAN'IN JOKERİ!

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç “Zahid Akman’ın istifasını istedim, o da söz verdi” demişti ya; RTÜK Başkanı Akman bu haberi yalanladı.

Akman Habertürk’e Arınç’ın “İstifa etmeyi düşünüyor musunuz?” diye sorduğunu kendisinin de “Hayır” cevabı verdiğini söyledi.

Nasıl olur?.. Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek RTÜK Başkanı Akman’ın istifasını isteyen ilk kişinin Arınç olmadığını, daha önce Başbakan Erdoğan ile Devlet Bakanı Aydın’ın da aynı yönde istekte bulunduklarını dolaylı olarak açıklamıştı.

İdeolojik kadrolaşma işte böyle bedel ödetir. Bir bürokrat iktidara kök söktürüyor.

Deniz Feneri davasına bakan Alman mahkemesinin “meslek edinilmiş dolandırıcılık” ile suçladığı kişiler arasında saydığı Akman’ın RTÜK Başkanı koltuğundan indirilmesi gerektiğini, istifasını isteyen bütün büyükleri iyi biliyor ama dediklerini yaptıramıyorlar.

Bakanlarından tarihsiz istifa mektubu alan Başbakan, aynı tedbiri Zahid Akman söz konusu olunca ihmal etmiş olamaz.

İstifayı yürürlüğe koymadığına göre Zahid Akman’ın elinde “Joker” olduğunu biliyor demektir.

Başbakan şantaja boyun eğdiği görüntüsüne katlanamayacağı için yakında her şeyi öğreniriz!


DİĞER YENİ YAZILAR