Mahkeme bugün karar verecek ama bu, Deniz Feneri davasının sonu değil, daha büyük bir sonun başlangıcı olacak!
Savcı bunun işaretini vermiştir:
Asıl faillerin Türkiye’de olduklarını öne sürmüştür.
Merhametli insanların dolandırılması yoluyla elde edilen büyük paraları buharlaştıran örgütün tüm yönetim ve kontrolünün Türkiye’den yürütüldüğünü söylemiştir.
Belli ki Almanya’da yakalanan ve bugün cezaları açıklanacak olan kişiler birer piyondur!
Türkiye’nin laik ve demokratik rejimine yönelik tehdit ve tehlikelerin Deniz Feneri ile çalınan 18 milyon Euro parayla finanse edildiği elbette söylenemez. Ama uyanık olmak gerekmiyor mu?
Ülkeyi bugün, laiklik karşıtı eylemlerin odağı haline geldiği Anayasa Mahkemesi’nde 1’e karşı 10 üyenin kararı ile sabit olmuş bir iktidar yönetiyor.
Ve şu anda karşımızda, bu iktidara parasal ve medya desteği sağlamak uğruna dindar insanları dolandırma suçunu ve günahını göze alacak kadar yoldan çıkmış bir örgüt var.
Bir taşla iki kuş vurmak
Bu suç örgütünün asıl failleri Türkiye’deymiş, Alman savcı öyle diyor.
İş başındaki iktidar bu suçluların yakalanmasına, sorgulanıp kara kutularının açılmasına yardımcı olur mu?
Bunu bilmiyoruz ama Almanya’daki yargılamayı bile sanıklar yararına etkilemeye çalışan, halkı rezaletten haberdar eden medya üzerinde terör estiren AKP iktidarına güvenemeyiz.
Başbakan tehlikeli bir oyun oynuyor. Bunu bilinçli olarak mı kurguladı, yoksa eylemleri mi denk düştü, bilmiyorum. Zaten sebebi değil sonuçları daha önemlidir.
Tayyip Erdoğan siyasi muhalefeti sürekli yok sayıyor. CHP’nin dediklerini duymuyor ama medyanın yazdıklarını hiç kaçırmıyor.
Bu şekilde tarafsız medyayı siyasi muhalefetin yerine koyarak CHP’nin üstüne bir kürek daha toprak örtmeye çalışırken öbür yanda medyaya siyasi misyon atfederek onu siyasi çatışmanın tarafı durumuna getirmeye uğraşıyor.
Hedefi hem siyaseti, hem medyayı yozlaştırmaktır.
Demokrasinin iki temel kurumuna suikast değil mi bu?
Vicdanlar uyanıyor
Her şeye rağmen biz toplumun bir hayli geciken uyanışı göstermeye başladığını hissediyoruz.
AKP tabanında, güven duygularının kötüye kullanıldığını fark eden kesimlerin hoşnutsuzlukları, mırıldanmalar şeklinde de olsa artık duyuluyor.
Bir ömre sığmayacak zenginliklere 5 yılda ulaşan insanların iktidar bağlantısından başka bir marifete sahip olmadıklarını fark edip sorgulamak gitgide yaygınlaşıyor.
Yarın meclis açıldığında 339 AKP milletvekilinden tüm bu hukuki ve ahlâki ihlâllere bakarak “değer mi” diye soranlar çıkmayacak mı?
Oyuna gelmek istemeyen herkes, ana muhalefet partisine saygı göstermeye Başbakan’ı mecbur etmek için elinden geleni yapmalıdır.
Dün Baykal ciddi suçlamalarda bulundu. Siyasi amaçla para kullanma arayışının yol açtığı bir suç örgütlenmesinin söz konusu olduğunu, iktidarın bu işin içinde olduğunu, suçluları koruduğunu, suçun karanlıkta kalmasına çalıştığını iddia etti.
Başbakan “Tencere dibin kara, seninki benden kara” taktiğine dayalı siyaset anlayışını terk etmelidir artık.
Mesele Deniz Feneri’dir ve iktidar bu yararlı aleti, kötü amaçlar için kullanmıştır.
Artık tek önemli hedef, AKP’nin bu suça ne kadar battığı sorusunun cevabını bulmaktır!
Açın gözünüzü
Haberin Devamı

