Açılım yere bastı!

Haberin Devamı

Kürt açılımı, teslimiyetin demokrasi diye tarif edildiği bir ölçüsüzlükle başladı.

Hükümet bir plan taslağı ortaya koymadı ama öyle iki kutup oluştu ki, bir kesim akan kanı durdurma fırsatını AKP iktidarının “bedeli ne olursa olsun” değerlendireceği fikrini beslerken bir kesim, bu açılımın Türkiye’yi Yugoslavya gibi paramparça edeceği endişesine sürüklenip gitti.

CHP ve MHP’nin itirazları etkili oldu.

Öcalan’ın yol haritasından önce gönderdiği ilk sinyaller ve bazı DTP’li milletvekillerinin hayallerini yansıtan açıklamalar, muhalefetin endişe etmekte pek de haksız olmadığını kanıtladı.

Terörist başı sözde federal devlet istemiyordu ama bir “Kürt ulusu” hedefliyordu. Ve ayrı ordusu ile, milli eğitimi ile, diyaneti ve hatta futbol ligi ile ancak bağımsız bir devletin sahip olacağı egemenlik aletlerini talep ediyordu.

Anadolu’da bir söz vardır; “karga karga ile uçar”...

Öcalan’ın ardından bütün kargalar havalandı ve bu durum, barış arama ve yaratma amacına hizmet etmedi. Sadece endişeleri derinleştirdi.

Kırmızı çizgiler çıktı

Son MGK bu durumu düzeltmeye çalışan bildirisinde çerçeveyi çizdi: Kürt açılımı arayışları milli birliği ve ülke bütünlüğünü güçlendirecek yönde olacak.

Ama muhalefet tatmin olmadı. Açılım sürecine verdiği destekten ötürü MGK’daki askerleri eleştirdi, bu belirsiz sürece angaje olmasının doğru olmadığını öne sürdü.

CHP lideri Baykal’ın önceki gün yaptığı uyarılardan payına düşen kısmını Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ, Zafer Haftası bildirisi içinde cevapladı.

MGK bildirisinin boşluklarını dolduran o cevaplardan sonra Kürt açılımı konusundaki yüksekten uçuşların sonuna geldiğimizi söyleyebiliriz.

Çünkü Orgeneral Başbuğ TSK’nın bu meseledeki kırmızı çizgilerini çizerken ulus devlet ve üniter devlet yapısına hiçbir gerekçeyle zarar verilmesini kabul etmeyeceklerini, aynı şekilde kültürel farklılıklara saygılı olmakla beraber bunların toplumsal siyasal kimlik unsuru haline getirilmesini mümkün görmediklerini belirtti.

Başbuğ “demokrasinin sunduğu fırsat alanlarını kullananların, terör faaliyetlerini hiçbir nedenle hoş görmelerini kabul edemeyeceklerini” belirterek DTP’ye de bir mesaj gönderdi.

Uçlar yakınlaşabilir

DTP’nin dün yaptığı değerlendirme gerçeğe yakın bir fotoğrafa benziyor:

“Son MGK bildirisinden ve Genelkurmay’ın açıklamasından da anlaşılacağı üzere AKP’nin açılım dediği şey, aslında bilinen resmi söylemin allanıp pullanmasından ibaret kalmaya adaydır...”

Bunun yanı sıra sürece cesaretle sahip çıkması için iktidara çağrı ve uyarı yapılıyor:

“Çatışmacı, kışkırtıcı yaklaşımlar karşısında geri adım atan ve demokratikleşme söylemini bırakıp terör söylemine sarılan bir anlayış daha işin başında tökezlerse halkın umutlarının kırılması an meselesi olur!”

Gelinen noktada barış yapacak uzlaşmalara ulaşma şansı düne göre azalmamıştır bizce. Belki artmıştır bile.

Çünkü Kürt açılımına yüklenen anlamlar bakımından oluşan uçlar birbirlerini anlamalarına izin vermeyecek kadar uzaktılar birbirlerinden.

Hatta bu yüzden Başbakan DTP ile konuşabilmiş ama CHP ve MHP liderlerinin kapısını çalamamıştır.

O nedenle “Kürt açılımı kuşa döndü” diyenlere kulak asmayın.

Arayış asıl şimdi daha gerçekçi bir zeminde ilerleme şansını ele geçirmiştir!

DİĞER YENİ YAZILAR