Açılım ve CHP

Haberin Devamı

Bölücü terör nedeniyle milletçe çektiğimiz acılara son vermek için katlandığımız fedakârlıkları anlatmaya gerek yok.

En değerli varlıklarımız olan evlâtlarımızın vatanın bütünlüğünü ve milletin birliğini savunurken gösterdikleri kahramanlığı unutamayız. Ve terörü bitirmek yolunda önümüze çıkmış fırsatı değerlendirirken elbette onların kutsal fedakârlıklarına gölge düşüremeyiz.

Kürt açılımı ile ilgili sürecin başarısı, bu hassasiyete gösterilecek saygı ölçeğinde gerçekleşecektir.

Başbakan Erdoğan dün DTP Genel Başkanı Ahmet Türk’le hükümetin “Kürt açılımı”nı konuştu. Başbakan daha sonra “Geleceğe yönelik umutlarımızın daha da arttığı inancındayım” dedi. Nedir bu umut?

Erdoğan’ın cevabı şöyle:

“Milletimiz birlik istiyor, beraberlik istiyor, dayanışma istiyor. Tabii anneler gözyaşları dinsin istiyor. Kan, ölüm olmasın istiyor. Hepimiz bunu istiyoruz.”

DTP Genel Başkanı Ahmet Türk de diyalog ortamının sağlanmasından duyduğu mutluluğu ve umudu ifade etti.

DTP’yi kazanmak...

Anlaşılıyor ki şu anda müzakereye zemin olacak bir plan bulunmuyor. Olsa bile henüz ortaya sürülmemiştir.

Mevcut olan ve ümit yaratan şey, PKK’ya silâh bıraktırılması konusunda önemli bir şansın doğduğu ve bu şansın kullanılması gerektiği inancıdır.

Eğer küçük bile olsa bir şans varsa, onun zerresi bile ziyan edilmemelidir. AKP iktidarı buna oynuyor. Başbakan “Ben DTP’yi PKK ile aynı kefede değerlendirmiyorum, değerlendirmek istemiyorum” sözünü bu amaçla, yani bir diyalog köprüsü kurulsun diye sarfetmiştir.

Bu çaba bizce saygıdeğerdir.

Kürt açılımının kapalı kutu gibi durmasını, ulusal bir sorunun esrarlı bir havaya sokulmasını eleştiren Deniz Baykal’ı bu yönden haklı görmekle beraber DTP’yi muhatap alan Başbakan’ın aslında PKK’yı muhatap aldığına dair yorumunu, en azından aceleci ve yararsız buluyoruz.

Boykot hizmet değil

Deniz Baykal dün bölücü örgütü Kuzey Irak’tan yöneten Karayılan’ın Ankara’ya “kendisi, İmralı mahkûmu ve DTP” olmak üzere üç muhatap gösterdiğini hatırlattıktan sonra bunlardan herhangi biri ile yapılacak konuşmanın üçüyle de yapılmış sayılacağını iddia etti.

Baykal iktidarın ne pazarlığı yaptığını bilmek istemekte ne kadar haklı ise Meclis’te temsil edilen bir partiyi terör örgütü ile özdeş hale getirirken o kadar yanlıştadır.

CHP devlet kuran partidir. Görev ve sorumluluğu, bu kadar hayati bir meselenin dışında durup sadece “olmaz” demek ve şüpheler üreterek süreci baltalamak değil, eleştiri ve önerilerle süreci kontrol altında tutmak olmalıdır.

Bu görev dikkatle yapılmış olsa Ahmet Türk gibi Deniz Baykal da Başbakan’la görüşürdü.

Ve biz de Baykal’ın ağzından hükümetin tasarladığı açılımları öğrenmiş olurduk, iktidara güvensizliğinden beslenen şüphe ve endişelerini değil.

CHP ve MHP iktidara “diyalog köprüsü muhalefet yüzünden kurulamadı” dedirtmemelidir!

***


NOT: Başbakan dünkü açıklamasını “Bu vesile ile tüm halkımın, milletimin Berat Kandili’ni kutluyorum, tebrik ediyorum. Milletimizin birliğine, beraberliğine, Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle vesile olmasını temenni ediyorum” diye bitirdi.

Sayın Başbakan; her fırsatta sayıp dökmeyin bu etnik köken adlarını. Bu insanlar kendilerini “Türk Milleti” sayıyorlar. Onları Kürtler gibi azınlık statüsüne sokmak için pusuda bekleyen bölücüleri heveslendirmeyelim!

DİĞER YENİ YAZILAR