Emekli Büyükelçi Özdem Sanberk 20. Yüzyılın dayandığı tektonik plâkanın Sovyetler Birliği’nin yıkılmasıyla yerinden oynadığını söylüyor.
O günden bu yana da yeni bir dünya oluşuyor.
Kuzey Afrika’da yaşanan oluşum küresel değişimin uzantısıdır ve geç bile kalmıştır.
Her şey bundan iki ay önce Tunus’ta üniversite diplomalı bir işsizin kendisini yakması ile başlamış görünse de bu ancak simgelere meraklı olanlar için önem taşır.
Gerçek, önüne geçilemeyecek bir değişim dinamiğinin kendini dayatmasıdır.
Şu anda Türkiye’nin bu tarihi süreç için olumlu roller oynayacak ellerde olduğunu düşünenler haksız değildir. Mesela ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi Başkanı John Kerry “Türkiye Orta Doğu’daki dönüşümde kilit rollerden birini oynama yeteğine sahip dolayısiyle Türkiye’yi ve liderlerini çok dikkatle dinliyorum” diyor.
Bu sözler Mısır’da Mübarek’in tasfiye edilmesinden sonra Türkiye’nin bölgesel güç olma yolunun açıldığını teyit ediyor ama acaba son günlerdeki gelişmeler de Libya sınırında bizim için her şeyin bittiğini gösteriyor mu? Hayır...
İki dünyaya açık
Türkiye, değişim yürüyüşünün dışında kalan Arap uluslar için şans olmaya devam edecektir. Yol kazaları olsa da bunlar, hedefe ilerleme iradesinin gücü karşısında önemini kaybedecektir.
AKP iktidarı bir çok hata yapmış olmasına rağmen bölgesel güç olma fırsatlarını değerlendirmekteki heves ve cesareti sayesinde İslâm dünyasının önem katsayısını Batılılar gözünde yükseltmiştir.
Yiğidi öldür, hakkını ver demişler. Uluslararası siyaset Başbakan Erdoğan sayesinde değişimi daha kolay ve daha hızlı gerçekleştirmeye yarayacak bir anahtar elde etmiştir.
Çünkü Erdoğan, Türkiye’nin Müslüman demokrasi özelliğinden gelen farklı gücü iyi kullanarak hem Müslüman toplumların haklarını uluslararası zeminlerde savunabiliyor hem de bu misyonun sağladığı güvenle Müslüman halklara ve yönetimlere kusurlarını açıkça söyleyebiliyor.
Türkiye “istikrar ve güvenliğin, baskıcı rejimlerle ve yöntemlerle yaratılamayacağını” anlatmaya çalışıyor dünyaya..
Bunu Müslüman coğrafyasındaki diktatörlere söyleyebildiği gibi özgürlük için halkları ayağa kalkmış Arap ülkelerine müdahale eden Batı güçlerine de söylüyor...
Önce kendimizi
Bizim şu andaki acil gündemimiz Libya’nın kaderini Sarkozy’nin küçük hesaplarına feda etmemektir.
NATO liderliği eline almalı ve Türkiye halkı Müslüman bir ülke olarak kuralları denetleme hakkını kazanmalıdır.
Arap halklarının yapılan müdahalelerin niyetine güven duyması ancak bu şekilde mümkün olabilir.
Tek amaç petrolü ele geçirmekse söylenecek bir şey yok. Ama niyet İslâm coğrafyasına demokrasi getirmek ve Türkiye’nin de model olarak çekiciliğini parlatmaksa çıkar yol budur.
Tabii Türkiye’nin dışarda talip olduğu bu rol, içerde de yüksek kaliteli bir demokrasiye sahip bulunmasını mecbur kılıyor.
Türkiye’deki baskı ve haksızlıklarla sakatlanmış olan rejim -velev ki Türkiye’ye hayranlık ve bağlılık besliyor olsunlar- Müslüman toplumlar için yeni bir hayatın müjdesi olabilir mi? Hayır...
Cezaevleri, 2-3 yıldan beri neyle suçlandıklarını bile bilmeden yatan gazeteci, asker, siyasetçi ve akademisyenlerle dolu bir Türkiye rol modeli olamaz.
Dünyayı düzeltme gücümüz, kendimizi düzeltme yeteneğimiz kadardır!
Acil gündem
Haberin Devamı

