Dışarda ve içerde, hepsini toplasanız altı, en çok yedi bin silâhlı adamdır bunlar.
Ve Türkiye gibi bir ülkeye bu kadar sınırlı bir gücün tehdit oluşturması garip bir durumdur. Daha fenası, terörün reklâmının yapılmasıdır.
Bozguna uğrayıp dağılma sürecine giren PKK'ya, Irak'taki Amerikan işgali yeniden toparlanma fırsatı verdi.
ABD'nin sorumluluğu bu terör örgütünü, işgal otoritesi olduğu topraklardan sürüp çıkarmaktı. Ama hem bu ahlâki görevini yapmadı hem de müttefiki olan Türkiye'nin meşru savunma hakkını kullanmasına izin vermedi.
Bizi durdurmak için bir süper güce yakışmayacak bahaneler ve önerilerle komik durumlara düştü.
PKK'yı konuşmak üzere Ankara'ya gelen Amerikalı komutanların yıldızları ve göğüslerindeki renkli şeritler, zaferlerle oluşmuş bir azameti yansıtıyordu. Ama çıkan sonuç "kalıbınızdan utanın" dedirtecek kadar acayip ve riyakârdı.
Resmi açıklama, PKK ile mücadele işbirliğinin gerekliliğini vurguladı. Ama gerçekte olan şuydu ki, Orgeneral James Jones, PKK ile mücadelede işbirliği yapmamız gereken muhatabın "Egemen Irak devleti" olduğunu söylemişti.
Egemen Irak devletinin (!) Cumhurbaşkanı Celal Talabani dün önemli bir çağrı yaptı: "ABD güçleri sadece teröre değil, komşu ülkelerin Irak'a müdahale etmesine karşı da bir ihtiyaçtır!"
Komediye bakar mısınız?
Türkiye ABD'ye "haydi sözünü tut" diyor. Amerika "Muhatabınız egemen Irak devletidir" diye kenara çekiliyor. Ertesi gün Irak'ın Cumhurbaşkanı Amerika'ya "Gidersen Türkiye üstüme gelecek; beni bırakma" diye yakarıyor.
Bu riyakârlıktan sadece terör kazançlı çıkmaktadır. Koskoca Amerika'nın şu anda yaptığı iş, PKK teröründen çıkan bomba, mayın ve kurşun seslerini, dev bir askeri bandonun çaldığı marşlarla bastırmaktan ibarettir.
Amerika'nın ayıbını yüzüne vurmaktan hiç bıkmamalıyız!
Bunlar bundan anlar!
Başbakan, hilafetçilerin gösteri yapacağını bile bile Hacı Bayram Camii'ne gitmiş.
Kendisi fazla önemsiyor görünmese bile güçlü bir mesaj vermiştir. O kararlılık gösterisi karşısında hilâfet rüyası görenler, kendilerini küçücük hissetmişlerdir.
Tehlike ve densizliklerin üstüne üstüne gitmek, riskli ama etkilidir. Sonucun parlaklığı risk almayı bizce değer kılıyor.
Denizli'nin AKP çoğunluklu belediye meclisi, meyhanelerin kent dışına taşınmasına karar vermiş. Meyhaneye umumhane muamelesi yapmak çağdışı bir yaklaşımdır. İster misiniz bu yobazlığı Başbakan aynı taktikle cevaplasın?
Bir tek atmasına bile gerek yok, o meyhanelerden birine uğraması bile ne kadar çok şeyi değiştirebilir, düşünebiliyor musunuz? Hayaline bile şerefe!..
Acıklı komedi
Dışarda ve içerde, hepsini toplasanız altı, en çok yedi bin silâhlı adamdır bunlar
Haberin Devamı

