Açık, net olmalı!

Haberin Devamı

Uluslararası çıkar çatışmalarının en amansız rekabetine sahne olan bir coğrafyanın parçasıyız.

Bu konumumuz riskler ürettiği gibi fırsatlar da sunuyor.

Kafkasya’daki sıcak çatışma bağlamında Başbakan Erdoğan’ın çıktığı Moskova-Tiflis seferi ve İran Cumhurbaşkanı Ahmedinecad’ın İstanbul’da ağırlanması, Türkiye’nin dış politika hedeflerine tamamiyle uyuyor.

Bizim ulusal menfaatimiz bölgenin taşıdığı olağanüstü ekonomik potansiyeli işler halde tutmaktır. Bunun koşulu da bölgenin tabiatından gelen ihtilâfları önlemeye çalışmak, buna gücümüzün yetmediği yerde ihtilâfların kuvvete başvurmadan çözümüne yardımcı olmaktır.

Bu çabaların yetersiz kaldığı durumlar olabilir. Mesela dün Başbakan Erdoğan “Gürcistan’ın toprak bütünlüğüne saygı” çağrısı yaparken Rusya Dışişleri Bakanı, Gürcistan için toprak bütünlüğünün “ölü bir konu” olduğunu söylüyordu.

Olsun, vazgeçmemeliyiz.

Gürcistan, ümit bağladığımız enerji koridoru rolümüzün olmazsa olmaz ortağı... Rusya, yalnız gücünü yeniden keşfetmeye başlayan bir dev değil, aynı zamanda enerji nedeniyle en büyük ithalatı yaptığımız ülke.

Diğer yanda nükleer programını askıya alma çağrılarına direnen İran... Doğu komşumuza yönelik ağır bir izolasyon da, askeri operasyon da Türkiye’ye ağır hasarlar verecektir.

İran, Hazar havzası ile ilişkilerini sağlıklı yürütebilmek ve Orta Asya bağlantılarını koruyabilmek, ayrıca enerji yolu rolünü oynayabilmek için, Türkiye’nin kendisine muhtaç olduğunu biliyor.

O da bundan yararlanarak yalnızlığını aşabilecek güce sahip bulunduğunu dünyaya göstermeye çalışıyor. Ahmedinecad’ın Türkiye ziyaretinin böyle bir mesajı da vardır.

Ama bu ziyaret, Türkiye’nin dostluğunu “çantada keklik” hale getiren, geçici bir iyiliğe hizmetle sınırlı kalmamalı, İran’ı ve bölgeyi savaştan ve yıkımdan korumalıdır.

Bunun şartı, dünyaya yönelik nükleer meydan okuma macerasında Türkiye’nin yanında yer almayacağını İran’a, Erdoğan’ın dediği gibi “çok açık, net” anlatmaktır!

İran karşısında böyle bir tutum almak için NATO ve AB kimliğimizi hatırlamamız bile gerekmez. Nükleer güç sahibi olmuş radikal yönetim altındaki bir komşuyu istememe hakkını kullanmak yeterlidir.

Ahmedinecad bugün, nükleer silâhlara sahip bir İran’a Türkiye’nin ikna edilemeyeceğinden emin olarak evine dönmelidir.

İran halkına yapılabilecek en iyi dostluk bu açıklıktır!

*****

Vay sahtekârlar!

Dünya zaten yeteri kadar acımasız. Vicdansız ve sorumsuz insanların sebep olduğu acılar fazla geliyor!

Konya’da gaz patlaması sonucu, adeta dağılarak çöken Kur’an kursu binası altında kalarak ölen 18 kız çocuğunun aileleri, yüreklerindeki yangını söndürebilmek umuduyla kendilerini kandırıyorlar.

Çocuklarının din öğrenirken ölmelerinden bir şehadet ayrıcalığı çıkarmaya çalışıyorlar.

Ama kaderin cilvesine bakın ki masum kızlarının kanına giren sahtekârlar bunu bile onlara çok görmüş.

Dün ortaya çıktı: Kaçak Kur’an kursunun sorumlusu olan derneğin başkanı ile yurdun müdürü, felâketin yaşandığı sabah, Halk Eğitim Müdürlüğü’ne İngilizce kursu için dilekçe vermişler.

Enkaz altındaki çocukların tümünün çıkarılıp çıkarılmadığından kimsenin henüz emin olmadığı bir saatte, kurtarma çalışmalarına katılacak yerde kendilerini kurtarmanın derdine düşmüşler.

Tertip tutsa bu biçare çocuklar, yatılı İngilizce kursunda ölmüş olacaklardı!

Kur’an kursunu temize çıkararak cennetlik mi oluyorlar?

Sahtekârları Allah cennetine almaz.

Çünkü vicdanı olmayanın imanı da olmaz!

DİĞER YENİ YAZILAR